Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Almanya’ya Göç Eden ve Göç Etme Hazırlığı Yapan Hekimlerle Konuştuk: Anlattıklarını Okuyunca Her Biriyle Empati Kuracaksınız

  • 28 Mart 2022
  • Almanya’ya Göç Eden ve Göç Etme Hazırlığı Yapan Hekimlerle Konuştuk: Anlattıklarını Okuyunca Her Biriyle Empati Kuracaksınız için yorumlar kapalı
  • 144 kez görüntülendi.

Her geçen gün dibe çekilen ekonomik koşullara sağlık personeline müteveccih uygulanan hasta şiddeti, personelin çalışma şartları ve iş yükü, emeğinin karşılığını alamama gibi etmenler de ilave edilince bu ağır yük doğal olarak beyin göçünü doğuruyor.

Yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre, Türk gençlerinin %72,9’luk kesimi, fırsat verilse veya imkânı olsa Türkiye dışındaki bir ülkede yaşamak istediğini belirtiyor. Gençlerin ilk seçimiyse %30,6’lık oranla başta Almanya, İngiltere ve Fransa olmak üzere büyük Avrupa ülkeleri.

Beyin göçü furyasına dikkat toplayarak daha evvel uçak ve uzay mühendisi, bilgisayar mühendisi, product manager​, hekim gibi farklı iş gruplarından genç fertleri bu yazı dizimize misafir ederek neden yurt dışına göçtükleri üzerine konuşmuştuk.

Bu defa ana odağımız sağlık sektörü olacak. İşte 3 hekimin bu mevzu hakkında bizlere anlattıkları:

İlk misafirimiz Uğur Gökçelli, Muğlalı ve 1988 doğumlu. Şu an Almanya’nın Bonn şehrine yakın bir kanser merkezinde genel cerrahi kısmında çalışıyor. İzlenimlerini, hislerini, düşüncelerini kendisinden dinleyelim:

doktor almanya göç

2012 senesinde Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldum ve Ardahan’da acil serviste zorunlu hizmet kapsamında bir vakit çalıştıktan sonra 2013 senesinde İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde genel cerrahi asistanlığına başladım. Genel cerrahi uzmanlığımı alıp, Türkiye’de bir vakit Cizre’de uzman hekim olarak çalıştıktan sonra 2019 senesinde Almanya’ya geldim. Şu an genel cerrahi kısmında çalışıyorum.

Gitme sebeplerinden bahseder misin?

Öncelikle temel amacım‚ “Türkiye’den kaçmak” değil, kariyerimi Almanya’da devam ettirmekti. Almanya’nın tıp, özellikle de cerrahi alanında gelişmiş olması yadsınamaz ve kendi kariyer tasarımı bu doğrultuda ilerletmek istedim.

Türkiye’deki sağlık sisteminde ne gibi meseleler olduğunu düşünüyorsun?

Türkiye’deki ve burada, Almanya’daki sağlık sistemini karşılaştırdığımda bazı aksaklıkları daha iyi gördüğümü söyleyebilirim. Mesela Türkiye’de kariyerinizi istediğiniz gibi tasarılama ihtimaliniz daha düşük. Meslekî galibiyetinizin dışında başka zindeler tesirli oluyor.

Ve en büyük meselelerden biri ne yazık ki sağlık müesseselerinde yaşanan şiddet olayları. Bu cins negatifliklerin kısa süreli neticelerinin yanında uzun süreli neticelerinin hem milletimiz hem de çalışanlarımız için büyük meseleler doğuracağını düşünüyorum. Çalışanlar için kronik bitkinlik, motivasyon yetersizliği ve ne yazık ki umutsuzluk gözle görülebilecek gidişatta. Onun dışında calışma saatlerinin netlikle tertip edilmesi zorunlu. Özellikle 36 saat sürekli çalışma kumpası netlikle kaldırılmalı, nöbet ertesi izin hakkı olmalı.

Türkiye’deki hekimleri en çok zorlayan gidişatlar neler?

Hekimleri en çok zorlayan ve kısıtlayan gidişatların başında güvenlik meselelerinin geldiğini düşünüyorum. Her gün canınızın tehlike altında olduğunu seziyor olmak iş yararını oldukça düşürüyor, hekimlerin tehlikeli dalları seçmemesindeki en büyük faktörlerden birisi de bu.

Digeri ise Malpraktis davaları. Son Tıpta Uzmanlık Sınavıtrakya Üniversitesi kadrolarında neredeyse tüm cerrahi dallarda kontenjanların yarısı sarih kalmış gidişatta. Bu biçimde devam ederse tehlikeli operasyonları ve teşebbüsleri yapacak hekim sayısı eksilecek ve bunları yapan hekimler de özel sağlık kurumulara geçmeye başlayacak ya da yurt dışı alternatiflerini degerlendirmeye alacaklar. 

Sağlık çalışanlarına şiddet olayları çok sık yaşanıyor. Bunlara maruz kaldın mı veya şahit oldun mu? Bunların sebeplerini neye bağlıyorsun?

Çalıştığım yerlerde birebir şiddete maruz kalmadım, fakat özellikle laflı şiddete uğrayan çoğu dostuma tanık oldum. Ve fiziksel şiddet özellikle acil serviste çalışan dostlarımın çokça karşılaştığı bir vaziyet. Ama şiddete şimdiye kadar uğramamış olsanız dahi, her gün bu doğrultuda duyumlar almak, bu negatiflikleri yaşayabilme ihtimalinin ne kadar yüksek olduğunu günden güne sezmek gerçekten oldukça çok güç. 

Bence şiddetin hiçbir geçerli sebebi olamaz fakat bu olayların çoğalmasının sebebi, şiddet uygulayanlara yaptırımların yeterli olmaması, bu olgunun ciddi bir biçimde ele alınmaması veya müessesesel olarak yüksek sesle karşı konulmaması, zorunlu legal tertip etmelerin yapılmaması olarak sayabilirim.

Bunun dışında şiddetin yalnızca sağlık müesseselerinde değil, cemiyetin bir hayli kesiminde daha çok çoğaldığını gözlemliyorum ve bunun da büyük bir problem oldugunu düşünüyorum.

Oradaki sağlık sistemiyle Türkiye’deki sağlık sistemi arasındaki en besbelli farklardan bahseder misin?

Gözlemleyebildiğim kadarıyla en aşikar fark çalışma koşullarının çok belirgin bir biçimde tertip edilmiş olması ve mıobbingin olmaması. Hekim, hastasına hak ettiği zamanı ayırabiliyor. Harekâtlarda kullandigimiz aletler, sağlık kurumuların fiziksel koşulları daha iyi. Onun disinda burada ufak bir ilcede de, büyük bir şehrinde de aynı çağdaş sağlık hizmeti sunulabiliyor ve insanlar denk biçimde faydalanabiliyor. Büyük sağlık kurumulardan ziyade daha ufak ama muhakkak alanlarda spesifikleşmiş sağlık kurumuları hemen her yerde görmek olası.

Türkler orada ikinci sınıf yurttaş olarak mı görülüyor? Irkçılık yapılıyor mu, dışlanma var mı? Varsa değişik halklara da mi yapılıyor, yoksa yalnızca Türklere mi?

Ben Türklere ya da değişik halktan insanlara müteveccih bir ırkçılık olayıyla karşılaşmadım. Şu an çalıştığım yerde Alman hekim daha az dahi diyebilirim. Ama neticede farklı bir kültür. Alışmak da kolay değil bizim gibi sıcak güney ülkelerinden gelen insanlar için. Farklı hayat tarzları, farklı bir geçmiş, farklı cemiyet özellikleri. Alışmak azıcık mücadele gerektiriyor diyebilirim. 

9964a5eaf03f614837853e375c0de02c48fef8e8Bonn, Almanya Türkiye istediğin gibi bir yer olursaolası olduğunu varsayarsak geri döner miydin, yoksa hâlâ orada yaşamaya devam eder miydin?

Amacım kariyerimi daha iyi yerlere taşıyabilmek, kendimi geliştirebilmekti buraya kazançken. Bunu sağlayabileceğim olanaklar büyürse Türkiye’ye de dönebilirim apayrı ülkelere de gidebilirim. Neden olmasın!

Sosyal çevren nasıl? Yeniden Türklerle mi takılıyorsun, o ülkenin yerlisiyle mi? Yalnızlık hissediyor musun?

Natürel ki Türkiye’deki gibi sosyal etrafın aynısını burada bulmak güç. Yaşam tarzları azıcık daha farklı diyebilirim. Burada daha fertsel bir yaşam stili var. Ama zaman geçtikçe çok iyi arkadaşlıklar da kurulduğunu söyleyebilirim. Etrafımda nerdeyse hiç Türk dostum yok diyebilirim.

Beraber bir şeyler yaptığımız dostlarım daha çok farklı halklardan insanlar. Reelinde bunun da çok artılarının olduğunu düşünüyorum. Arada neredeyse 8-10 farklı ülkeden Güney Afrika, Hindistan, İspanya, Meksika, Yunanistan, Romanya, Ukrayna, Afganistan, farklı kitalardan arkadaşlarımıza bir araya geliyoruz. Bu da farkli kültürleri, yaklaşımları, ananeleri tanımanızı sağlıyor. 

Arkasında vazgeçmek zorunda kaldıkların peki? Ailen, dostların, memleketin? Ne sezdiriyor?

Evet, memleketimi özlememek olası değil. Ama bu süreç benim için ülkemi terk etmek gibi değil ki. Öyle bir hisle gelmedim buraya. İstediğimde gidebiliyorum neticede. Türkiye’de de olsam zati farklı şehirlerde yaşıyoruz ailemizle ya da dostlarımızla.

Oturma izni, dil bilme, adapte olma, yurttaşlık alma gibi mevzular çok zorladı mı?

Evet, Almanca gerçekten güç bir dil bence. İleri yaşlarda sıfırdan bilmek de bunu belli etkiliyordur. Bunun yanında belge, evrak işleri burada çok hırpalayıcı. Bürokrasi daha yavaş diyebilirim. Ama vaziyeti kabullenip yalnızca istenen şeyi sağlamak ve buna odaklanmak kilit nokta sanırım.

doktor almanya

En çok hangi mevzuda daha refahlamış seziyorsun?

Daha özgür yaşadığımı ve düşünebildiğimi seziyorum. Kariyerimi, yaşamak istediğim şehri istediğim gibi tasarılama talihim var.

Türkiye’nin en ehemmiyetli meseleyi sence nedir?

Bu suali yanıtlamak gerçekten güç. Karmaşıklasmış, birbirinin içine geçmis bir hayli problemimiz var. Günlük değil de bize uzun vadede fayda getirecek, yapısal bazı adımların atılması gerektiğini düşünüyorum.

Başka bir ülkede olmana karşın Türkiye gündemine hâlâ maruz kalıyor musun? Ülkede yaşananları önem veriyor musun?

Natürel ki Türkiye gündemini takip ediyorum. Haberleri izlemeye çalışıyorum. Ülkemi terk etmişim gibi hiç sezmedim kendimi. 

Son olarak, özellikle bahsetmek istediğin bir mevzu var mı?

Sağlıkla alakalı bazı temel meselelerin ciddiyetle ele alınıp tertip edilmesi gerekiyor. Çalışma şartları, nöbet sonrası izin, performans sistemi, şiddet, özlük hakları vs. Bu tertip etmeden en çok faydayı görecek olan yeniden hizmet ettiğimiz milletimiz olacaktır. Umarım bir an evvel zorunlu adımlar atılır.

Çok teşekkürler.

İkinci misafirimiz Fırat Ay, 42 yaşında bir psikiyatri uzmanı. Manisa’nın Akhisar ilçesinde yaşıyordu, sonrasında ailesiyle beraber Almanya’ya yerleşti. Gitme sebeplerini ve yurt dışındaki izlenimlerini kendisine sorduk:

doktor beyin göçü

En son görev yaptigim yer olan Akhisar Devlet Hastanesi’nde işimle alakalı yoğunluk dışında bir meselem yoktu. İki kızımız var. Onların geleceğinden kaygı etmeye başladık eşimle beraber. Bu nedenle yurt dışına taşınmaya karar verdik.

Türkiye’deki sağlık sisteminde ne gibi meseleler olduğunu düşünüyorsun?

Anlatmakla bitmez ki. : Personel eksikliği, düşük fiyatlar, siyasal baskı, hastaların fiziksel şiddete kadar giden saygısızca ve saldırgan tutumları; liste uzar gider. En makûsu da bu meseleler karşısında arkamızda bir destek sezememek. Ben sendika abonesiydim. Sendika dostlarımla tepkimizi dile getirebiliyorduk fakat bu bize bir çözüm olarak geri dönmedi hiçbir zaman. Biz yeniden de tarihe minik de olsa anekdotumuzu düşüyorduk.

Türkiye’deki hekimleri en çok zorlayan gidişatlar neler?

Daha ilk baştan şunu vurgulamam gerekir ki mevcut meseleler yalnızca biz hekimlerin meseleyi değil tüm sağlık işçilerinin meseleleri. Günümüz için kendi işim açısından konuşursam uzun ve zorlu bir eğitim hayatı sonrasında gereken saygıyı ve takdiri görememek olsa gerek.

Her insan, tükettiği emeğin bazen manevi bazen parasal geçerli bir karşılığının olmasını ister. Bizler bu tatmin ediciliği uzun zamandır yaşamadık kanımca. Üstüne yaşı bizden büyük hekimlerin çogunluğuyla da aramızda parasal açıdan bir sınıf farkı var. Her gün dükkanında onları görüyorsunuz. Daha Önceki zamanlarda hekimlik işinin saygınlığına dair misaller geliyor karşınıza. Böyle bir gidişatta daha önceki saygınlığını ve parasal getirisini yitirmiş bir işi bir hayli fedakarlıkla yapmanız bekleniyor ve bunun karşılığında her gün can güvenliğinize karşı ciddi bir tehditle baş başa vazgeçiliyorsunuz.

Hangi meslegi göz önünde bulundurursanız bulundurun yukarıyada tarif ettiğim tablo işi icra eden bireyin meslekî adanmışlığına hasar verecek bir gidişattır. Daha somut dile getirmek gerekirse hiç bitmeyen mesai saatleri, acil servis dışındaki değişik alanlarda sıhhate her an erişmenin kolaylığını makûsa kullanan hastalar, çalıştığın civarın fizikî koşullarındaki beceriksizlikler ve buna karşın senden beklenen yüksek hizmet niteliği, vb.

Sağlık çalışanlarına şiddet olayları çok sık yaşanıyor. Bunlara maruz kaldın mı veya şahit oldun mu? Bunların sebeplerini neye bağlıyorsun?

Kendimce maruz kaldığım tek fiziksel şiddet olayı; çalıştığım sağlık kurumundan 1600 kilometre uzakta görev yapan devlet memuru kardeşinin ilacını yazmayı kabul etmediğimden dolayı yollaması için verdiğim numune ilacı suratıma atan orta yaşlı bir hanımefendiden geldi.

Kendisi daha sonra yaptığı tavrı dominant karşısında yalanladı. Sözel şiddeti sayamam. Şiddetin sebepleriyle alakalı Türk Doktorlar Birliği’nin açıklamaları sizin sualinize cevap oluşturacaktır belirlim. Sarih söyleyeyim, benim burada bunları anlatmaya sürem yetmez.

a429e905362f50979e44d63c5a783a1f7df43c0aAlmanya Oradaki sağlık sistemiyle Türkiye’deki sağlık sistemi arasındaki en besbelli farklardan bahseder misin?

Almanya’da hakikat deyimiyle aile hekimliği sistemi uygulanıyor. Sevk ön tasarıda. Bir uzmandan buluşmayı benim bulunduğum bölgede sağlık sigortasının ödemesi koşuluyla 2-3 ay sonrasına alabilirsiniz. Kendiniz muayene parasını ödemek isterseniz daha erkene buluşma bulabilirsiniz. Bunlar sıhhatin ulusu ilgilendiren tarafı. Biz sağlık çalışanları açısından şunu söyleyebilirim ki iş yükü Türkiye ile karşılaştırıldığında oldukça az. Sağlıkta şiddet göreöğreneceğiniz bir şey değil.

Türkler orada ikinci sınıf yurttaş olarak mı görülüyor? Irkçılık yapılıyor mu, dışlanma var mı? Varsa değişik halklara da mi yapılıyor, yoksa yalnızca Türklere mi?

Bu suale cevap verebilmem için Almanya’nın değişik bölgelerinde de çalışmam ve oraları tanımam gerek. Ben kuzeydeyim ve buradaki ulusun tutum ve davranışlarındaki memnunsuzluklarla karşılaştığım çok oldu. Ama mesela güney ve batıdaki dostlarım büyük bir kabulleniş ve müsamahayla karşılandıklarından bahsediyorlar.

Genel bir ırkçı tavrın olduğunu söylemek haksızlık olur. Çalıştığım sağlık kurumularda değişik ülkelerden gelen bir sürü hekim vardı. Kuzey için söyle diyebilirim: İşverenler de öğreniyor ki ırkçı bir davranışla yalnızca Alman hekimleri işe almaya kalkışırlarsa sağlık kurumuları kapatmak zorunda kalırlar.

Türkiye istediğin gibi bir yer olursaolası olduğunu varsayarsak geri döner miydin, yoksa hâlâ orada yaşamaya devam eder miydin?

Bundan sonra dönmem pek olası görünmüyor. Çocuklarım buraya geçim sağladılar ve mutlular. Ben de onlar için buradayım. Kumpaslarını bozmam banal koşullar altında olası değil.

Sosyal çevren nasıl? Yeniden Türklerle mi takılıyorsun, o ülkenin yerlisiyle mi? Yalnızlık hissediyor musun?

Her ikisi de. Ama genelde Türklerle. Almanların aile dolaşmaları pek yok. Yalnızca çocuklarımız birbirlerine çok sık gidip geliyor. Buranın da öyle bir kültürü var.

Arkasında vazgeçmek zorunda kaldıkların peki? Ailen, dostların, memleketin? Ne sezdiriyor?

Umarım onlar için her şey hep daha iyiye gider. Yaşadıkça özlem hep var; Türkiye’de hoş günlere özlem, burada Türkiye’ye.

Oturma izni, dil bilme, adapte olma, yurttaşlık alma gibi mevzular çok zorladı mı?

Hayır. Muhakkak prosedürler var takip edilmesi gereken. Yalnızca çok çok sabırlı olmak gerekiyor. Almanya’da bürokrasi fantastik yavaş ve vurdumduymaz. Müracaatınıza yanıt almanız aylar sürebilir. Bunu göz önünde bulundurarak hareket etmek gerekiyor.

doktor yurt dışı

En çok hangi mevzuda daha refahlamış seziyorsun?

Çocuklarımın geleceği.

Türkiye’nin en ehemmiyetli meseleyi sence nedir?

En ehemmiyetli mesele diye tek bir meseleyi ön tasarıya çıkaramam. Çok mesele var, hepsi ehemmiyetli. Umarım bir hayliyi çözülür. :

Başka bir ülkede olmana karşın Türkiye gündemine hâlâ maruz kalıyor musun? Ülkede yaşananları önem veriyor musun?

Ben her gün internetten ülke gündemini takip ediyorum. Tüm olan bitenlerden haberdar olmaya çalışıyorum.

Herkese teşekkürler.

Üçüncü misafirimiz ise bir pratisyen aile hekimi. Yurt dışına göç etme hazırlıkları yapıyor ve bunu söylemenin şu anda meseleye neden olabileceğini düşündüğü için adını vermemeyi seçim etti. Detayları kendisinden dinleyelim:

aile hekimi

Merhabalar. İzmir’de yaşıyorum, 31 yaşındayım. 3 sene doğuda mecburî hizmetimi yaptıktan sonra İzmir’e atandım. İşte 7. senem. Acilde, ilçe sağlıkta ve aile sıhhati merkezlerinde çalıştım.

Aile hekimlerinin göç etme süreci neden daha zorlu?

Reelinde değişik hekimlere göre çok farkı yok. Yalnızca aile hekimleri özellikle ülkemizden hekimlikten farklı işler yapmak zorunda kalıyor. Mesela Aile Sıhhati Merkezi’ndekiASM’deki tüm malzemeler bize ait, çalıştırdığımız personel ücretlerini biz veriyoruz. ASM’de kapı mı bozuldu tamir et veya tamirci bul, parasını öde. Çalıştırdığın personellerin ücretlerini öde, sigortalarını takip et gibi reelinde hekimlikle ilgisi olmayan gidişatlar.

Göç edeceğimiz ülkede de farklı prosedürler olabilir diye aile hekimleri azıcık daha göç etmekte çekimser kalıyorlar. Bir genel cerrah Türkiye’de de aynı işleri yapıyor, yurt dışında da ama aile hekimleri muayene hariç bir sürü farklı prosedürü var ve bu ülke ülke farklılık gösterebiliyor.

Sağlık sisteminde ne gibi meseleler olduğunu düşünüyorsun? Hekimleri en çok zorlayan gidişatlar neler?

İlk başta sağlıkta şiddet var tabiİ ki. Her gün en az 2-3 tane sağlıkta şiddet haberi alıyoruz. Bunlar genelde haberlere yansımıyor. Bu 2-3 tanesi gerçekten ağır olaylar oluyor. Bunun dışında sözel şiddete maruz kalmadığımız gün olmuyor. Her hekim her gün netlikle maruz kalıyor.

Daha Öncekinden işe kazançken büyük mutlulukla kazançken şimdi bugünü kazasız atlatsam diye dua ederek geliyorum. Şiddet uygulayanların cezasız kalması da hem bazı şiddet yanlılarına efor sağlıyor hem de bizim motivasyonumuzu düşürüyor. 

Rehabilitasyonunu tertip ettiğim bir hasta uzman hekim başka rehabilitasyon verdiği için onu reçete etmemi istediğinde. Benim bilgime göre o rehabilitasyonun şu süreçte afaki olduğu, yan tesirlerinin ağır olabileceğini anlattım. Şayet benim rehabilitasyonumu kabul etmezse uzman hekimine gidip onun tertip ettiği reçeteyi alabileceğini de belirttim. Natürel sonu sözel şiddet, küfürler, tehditler. Sonra bu hasta CİMER’e şikayette bulunmuş ve “Bu hekim kim oluyor? Ben bu hekimi vururum, öldürürüm” demiş. Hepsinin kaydı CİMER’de var.

Beyaz kod verdim, şikayette bulundum. Netice: Savcı kovuşturmaya gerek yok kararı vermiş, hem de birey CİMER’i arayıp ses kaydı olmasına karşın. “Bireyin kaydını benden alıp başka aile hekimine verin” dediğimde “Şayet ceza almaz ise kaydını değiştiremeyiz” oldu. Bu demek oluyor ki bu hasta bana yeniden kazançken “Bak ben bunu şikayet ettim devlete, hem de tehdit ettim; demek ki haklıyım ve bana bir şey olmadı, ceza almadım.” fikriyle.

Bu birey 1 ay sonra geldi ve benden özür diledi, uzman hekimin verdiği rehabilitasyon ağır gelmiş ve yan tesir yapmış. Benim verdiğim rehabilitasyona geçmişler. Ama bu 1 aylık süreçte ne bakanlık ne adalet sistemi yanımda oldu. O birey beni gelip vurabilirdi de.

aile hekimi grev

Yoğun çalışma şartları değişik bir meselemiz. Günde 100 hasta bakıyoruz. Ayrıca aile hekimlerinin değişik işlerini de bu süreçte yetiştirmek gerekiyor. Misalin aşısı gelen bir bebeğin ailesine erişemedik ve bebeği aşıya getirmediler.

Evvel evine gidiyoruz. Konutta yoksa konutta olmadığına dair komşularından imza almamız gerekiyor. Genelde komşuları imza vermek istemiyor. O zaman muhtara gidiyoruz. Şayet ikameti sistemde değişmediyse bu sefer muhtar da imza vermiyor. En son zabıt yakalayıp bunu müdürlüğe bildiriyoruz. Bu yalnızca bir misaldi. Bunun gibi bir hayli işi günde 100 hasta bakarken yetiştirmemiz gerekiyor.

Değişik bir mesele Malpraktis davalarıdır. Bu yoğun çalışmada yanılgı yapmamak ihtimalsiz. En küçük bir yanılgı ya bireyi sıhhatinden ya da canından ediyor. Sonra bizi de milyonlarca lira tazminat ödemek zorunda vazgeçiyor. Biz de yanılgı yapmamak istiyoruz, bunu asgariye indirmek için her hastaya en az 25-30 dakika ayakarsu istiyoruz.

Şayet küçük bir yanılgı yaparsak belki iş hayatımız süresince kazanamayacağımız paraları tazminat olarak ödemek gerekiyor. Sigortamız bunun çok küçük bir kısmını ödüyormisal vermek gerekirse 4 milyon TL tazminat cezası aldığımızda maksimum 400 bin TL’sini sigorta karşılıyor.

Bir değişik mevzu ise ücret mevzusudur. Ücretlerimiz milletimizin düşündüğünün aksine o kadar da yüksek değil. 2021’de bir hayli uzman dostum 10 bin TL ücrete çalışıyordudöner ve ek ödemeler dahil ellerine geçen toplam aylık fiyat. Bu kadar yoğun olup, bu kadar tehlikeli harekâtlar yapıp, ücret olarak hakkını vermeyip bir de şiddete maruz vazgeçersen bir bireyi, değer göreceği başka ülkelere gitmesi çok banaldir. Ücretleri döviz üzerinden karşılaştırınca Afrika ülkelerindeki hekimlerden daha az alıyoruz. Ama Malpraktis davaları neticesinde ödemek zorunda kaldığımız tazminatlar Avrupa ülkelerinde dahi yok.

Bir de hekimin yalnızca bir telefonla CİMER’e ve SABİM’e şikayet edilebilmesi bizim için mesele. Mesele kısmı şurada başlıyor; istediğin palavrayı söyleyebilirsin, canı bunaldığı için işe gitmeyen birine hekimin “hasta değilsin, sana rapor veremem” demesi dahi şikayet ediliyor. Bunlar için dahi hemen hekimden korunma isteniyor. Hekim bu yoğunluğu içinde yanıt yazıyor. Haksız şikayette bulunan veya palavra söyleyen birey ceza almıyor ve neticede hekim afaki yere uğraşmış oluyor.

Yurt dışına göç etmeyi düşünmeseydim girerdim KPSS’ye, başka bir memur olurdum. Siz hiç tapu müdürlüğünde, noterde veya bankada gizeme beklerken olay çıkaran gördünüz mü? Bizde muayene 2-3 dakikayı aşsa hemen dışarıdaki hastalar içeri girer, “Ne bu ya! Muhabbet mi ediyorsunuz, sizi mi bekleyeceğiz?” derler.

Bu kısıtlı vakitte kanunsuz istekleri geri çevirdiğimizde ve olması gerekenleri anlattığımızda hastalardan genelde fiziksel ve laflı şiddete uğruyoruz. Her hastaya 2-3 dakika gibi bir vakit anca ayırabilirken bir de sıfır yanılgı yapmamız gerekli.

Yukarıyada anlattığın olay dışında başka şiddet olaylarına maruz kaldın mı?

Fiziksel şiddete maruz kalmadım şimdiye kadar ama yukarıyadaki gibi olayları her gün ayrıcalıksız yaşıyoruz. “Ben sana sorarım!”, “Biz şikayet etmeyiz, cezamızı kendimiz keseriz.”, “Dışarıda kendine dikkat et!”, “Allah belanı versin!” gibi tümceleri dinlemek bizim rutinimiz oldu artık.

Bir misal daha vereyim: Acilde çalışırken bir birey geldi, o gün mektebe gitmeyen çocuğu için rapor alacakmış. “Çocuk nerede, muayene edelim” dediğimde konutta olduğunu bildim. “Çocuğunuzu getirin, muayenesini yapalım. Mektebe gidemeyecek durumdaysa raporunuza tertip edeceğim.” dedim. Ondan sonra bu birey üzerime yürüdü. “Sen ne işe faydasın, senin buraya niçin koydular, ben soracam sana, Allah belanı versin!” demeye başladı. O anda sağlık kurumu polisi de orada olunca bireyi alıp dışarı çıkardılar.

Şimdiye kadar tehdit edildiklerimde kezlerce beyaz kod verip şikayette bulunduğum gidişatların hepsinde savcılar kovuşturmaya gerek yok kararı verdiler. Dava açılması için can vermemiz mi gerekiyor öğrenemiyorum.

sağlıkta şiddet

Hekim olmasaydın da ülkeden ayrılmak ister miydin?

Evet, gitmek isterdim. Kendini yetiştirmiş, tüm kaidelere uyan, doğru insan olmaya çalışan herkes gitmek ister diye düşünüyorum. Trafikte dahi biri önünüze kırıp size asap olup darp edebilir, öldürebilir. Hayat pahalılığı, alım gücünün düşmesi de cabası. İşinde kendini yetiştirmiş biriysen, kalifiye bir personelsen değer göreceğin başka ülkeye gitmek banal bence.

Yurt dışına göçen meslektaşların varsa onlardan neler dinliyorsun?

Giden dostlarım var. İlk başta sağlıkta şiddet diye bir şeyin olmadığını, her hastaya 20-30 dakika vakit ayırabildiklerini, çalışma müddetlerinin daha insanî olduğunu dinliyorum. Yurt dışında 2 haftada muayene ettiği hasta sayısını biz burada 1-2 günde yapıyoruz. Böyle olunca verdiğin hizmetin niteliği çoğalıyor, meslekî tatmin çoğalıyor. Burada senelik izinlerimizi dahi çoğu zaman kullanamazken yurt dışında senelik iznini kullanmanın zorunlu olduğunu dinliyorum.

Bir gün gittiğinde burayı özleyeceğini düşünüyor musun?

Ailemi, hoşlandıklarımı, ülkemin taşını, toprağını, denizini, ormanlarını özlerim ama onlar için kendi hayatımı kenara vazgeçip talebelikte durmadan ders çalıştığım, iş hayatımda yoğun ve uzun mesailer süresince sağlıkları için çalıştığım bana değer vermeyen her gün şiddet gösteren, şiddete şahit olup, öğrenip susanları özlemem.

Mevcut koşullar iyileştiği takdirde dönmek ister misin?

Gittiğim an yanıtım emindir: Dönmeyi çok isterim ama burada heyeti kumpasımız var, dönemem.

aile hekimi şiddet

Oturma izni, dil bilme, adapte olma, yurttaşlık alma gibi mevzuların çok zorlayacağını düşünüyor musun?

Giden dostlarımdan bildiğim kadarıyla natürel ki zorluklar var ama burada işini yaparken her gün şiddete maruz kalacak mıyım, bugün 2-3 dakikada bir hasta bakarken acaba bir hastalığı atlar da hastaya bir hasarım olur mu, tazminat öder miyim gibi psikolojik stresten daha güç olacağını düşünmüyorum. Ayrıca hayatı ders çalışmakla geçmiş ve girdiği imtihanlarda hep zaferli olmuş bir kesime bunlar çok kolay kazanç. Güç dahi olsa sonunda mutluluk, değer görme varsa gözü kapalı bu yola çıkılır.

Son olarak, özellikle bahsetmek istediğin bir mevzu var mı?

Şu anda yurt dışına gitmek isteyen çok hekim var, hepsi yabancı dil çalışıyor. Gerçek kasveti 2 sene sonra göreceğiz. Zira 1-2 seneye bu dil bilmeye çalışsan hekimler dili bilmiş olur ve bu sene 1.000-2.000 hekim yurt dışına gittiyse 2 sene sonra bu sayı bir anda 10.000’lere çıkacak.

Reelinde çözümler kolay, ilk başta ulusun hekimlerin yanında olup onlara güvenmesi gerekir. Hekim ne kadar rahat ve huzurlu bir etrafta çalışırsa hastasına o kadar fazla vakit ayırıp o kadar fazla alaka gösterebilir. Natürel ki de her işte olduğu gibi hekimlerde de makûs insanlar vardır ama siz her hekime makûs insan muamelesi yaparsanız işler içinden çıkılmaz hale kazanç.

Çözüm yolu olarak bakanlığımız iş teşkilatlarımızla, sahada çalışan hekimlerimizle gerçekten istişare edip sistemin bozukluklarını düzenlediğinde hastalarımız çok daha nitelikli hizmet almaya başlayacak. Ama çözüm üretilmezse daha çok hekim yurt dışına gidecek. Sistem daha çok sıkışacak ve bunun neticeyi daha çok şiddet daha çok yurt dışına göç olacak.

Misafir ettiğimiz 3 değerli hekimi dinlediniz.

Belki sistemin başında değilsiniz fakat sizler de sistemin bir parçasısınız. Umarız ki sağlık işçileriyle azıcık olsun empati kurmanızı sağlayabilmişizdir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

maltepe escort ataşehir escort idealtepe escort anadolu yakası escort kadıköy escort bostancı escort pendik escort ataşehir escort şişli escort göztepe escort pendik escort kartal escort bostancı escort erenköy escort maltepe escort pendik escort bostancı escort ümraniye escort şerifali escort kartal escort maltepe escort tuzla escort pendik escort anadolu yakası escort acıbadem escort ümraniye escort escort bayan maltepe escort ümraniye escort ataşehir escort kadıköy eskort pendik eskort ataşehir escort ümraniye escort kadıköy escort escort bayan maltepe escort sex hikaye yeni seks hikaye gerçek sex hikaye sex hikaye seks hikayeleri sex hikayesi gerçek sex hikayeleri