Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Beynimiz Bir Şey Seçerken Kararını Nasıl Alır?

  • 29 Nisan 2021
  • Beynimiz Bir Şey Seçerken Kararını Nasıl Alır? için yorumlar kapalı
  • 689 kez görüntülendi.

Bir markete girdiğimizi düşünelim. Burada çeşit çeşit reçel dolu bir raf olduğunu hayal edin. Bu reçellerin içinden satın almak isteyeceğiniz bir tanesini seçin. Bu tercih sizin için ne kadar güçtü? 24 yerine 6 çeşit reçel varsa bir kavanoz reçel almanız daha muhtemeldir. Bu mevzunun analistleri aynen böyle diyor. Bu tahlilciler, iki şahsı market çalışanı gibi […]

Bir markete girdiğimizi düşünelim. Burada çeşit çeşit reçel dolu bir raf olduğunu hayal edin. Bu reçellerin içinden satın almak isteyeceğiniz bir tanesini seçin. Bu tercih sizin için ne kadar güçtü? 24 yerine 6 çeşit reçel varsa bir kavanoz reçel almanız daha muhtemeldir.

Beynimiz Bir Şey Seçerken Kararını Nasıl Alır?Bu mevzunun analistleri aynen böyle diyor. Bu tahlilciler, iki şahsı market çalışanı gibi giydirip birinde 6, değişiğinde 24 kavanoz reçel olan iki tanıtım masası hazırladılar. Gün süresince alıcıların bu masalardan birine gelişigüzel uğraması için her saat başı masaların yerlerini değiştirdiler. Alıcılar istedikleri kadar reçeli tadabiliyordu. Bir kupon alıyorlardı ama satın alacakları reçeli seçmek için reçellerin bulunduğu rafa gitmeleri gerekiyordu. Böylelikle, masalardan hangisine denk gelmiş olursa olsunlar, satın alacakları kavanozu seçmeden evvel tam reçel çeşitlerini bir arada görmüş oluyorlardı. Reçellerin sergilendiği masalardan büyük olanı ufak olandan daha çok alıcı sürüklüyordu Bununla beraber, büyük masaya tesadüfenlerin sadece yüzde 3’ü bir kavanoz reçel aldı. Ufak masaya tesadüfenler arasında bu oran yüzde 30 oldu. Tahlilciler gidişatı “Bu belirtiler çok sansasyonel.” diye açıklamıştır. ‘ Bu gidişat psikolojinin basmakalıp insan motivasyonu kuramlarına da ekonomi alanındaki anlamlı tercih kuramlarına da ters düşüyor; bu kuramların esas tahminine göre, daha az değil de daha çok alternatife sahip olmak, daha arzulanan ve insanı motive eden bir şeydir.”Çok fazla alternatife sahip olmanın karar vermeyi güçleştirdiği görülüyor. Bunun sebebi, gereğinden fazla alternatifin karar vermeye çalışan şahsı daha büyük bir zekâsal mücadele tüketmeye zorlaması olabilir. Bu mücadele, elde edilecek hasılata bedel görülmeyebilir veya karar verme süreci, mahsulü satın aldıktan sonraki neşenin bedelini düşürebilir. Ne zaman kalkacağınız, kahvaltıda ne gıdanız, ne giyeceğiniz, gazete mi okuyacağınız yoksa haberleri, ve hava vaziyetini televizyonda izleyeceğiniz, işe gitmek üzere ne zaman konuttan çıkacağınız… tam bunlar sizi eşsiz kılan kişilik özelliklerinize katkıda bulunur. Varoluşçu feylesof Albert Camus, bu düşünceyi “Kendimi öldürmeli miyim yoksa bir fincan kahve mi içmeliyim?” biçimindeki teorik sualiyle özetlemiştir. Yaşam baştan sona tercihlerden ibarettir.

Beyniniz tercih yaparken bir boşluğun içinde değildir. Aksine, alternatifleri kendi aralarında karşılaştırır, geçmiş tecrübelerin hatıralarıyla ve gelecekteki tutumların temennilerine güre değerlendirir.

Beynimiz Bir Şey Seçerken Kararını Nasıl Alır?Çağdaş yaşam seçme sürecine hem pozitif hem de negatif katkıda bulunmuştur. Bir taraftan teknoloji tercihi yapmayı daha basit ve daha faal hale getirmiştir. Akşam yemeği yapmak istediğinizde, her akşam yine pişirmek gibi güçlü bir iş yapmak yerine, hazır satılan bir yemeği ısıtmakla dışarıdan sipariş etmek arasında bir tercih yapabilir ve kalanları da buzdolabına koyabilirsiniz. Öte yandan, kitle imali yaşamın her güzergahında o kadar çok alternatifi – hangi mektebe gidileceği, hangi işe müracaat etileceği, hangi telefon servisinin kullanılacağı, hangi otomobilin alınacağı, suratlarca pabuç stili arasında hangisinin giyileceği – muhtemel kılmıştır ki bu alternatiflerin toplamı insanda stres yaratabilir. Bir profesör, bir elektronik mağazasında alışveriş yaparken farklı ekipmanları hoparlörler, ayar makineleri, CD çalarlar ve eşleri dahil eşleştirip karıştırarak bütün 6.5 milyon farklı müzik seti yaratabileceğini bulmuştur. Bu sayı karşısında afallamışa dönmüştür.

Strese kapılmadan karar vermek için;
Ne zaman tercih yapacağınızı seçin. Bazı kararlar pek çok değişkenin detaylı araştırılmasını gerektirirken kimileri gerektirmez. Tatmin edici olanı artırın, maksimuma çıkmayı eksiltin. Harikulade tercihlere, tıpkı değişik muhteşemlik şekilleri gibi reel dünyada seyrek, belki de hiç tesadüfülmez. Fırsat maliyetine daha az kafa yorun. Bu maliyetler, yalanladığınız tercihlerin getirileridir. Çok makûs bir alışveriş sizi fazla üzmediği sürece satın aldığınızı elinizde tutun. Ve şayet geri alamayacağınız kararlar verdiyseniz, yalanladığınız alternatifleri düşünmemeye çalışın. Aldığınız zevkin zaman içinde değişebileceğini kabul edin. Yeni bir otomobilin coşkuyu tehlikesiz bir arabanın vereceği tatmin duygusunun içinde kaybolur gider. Kendinizi başkalarıyla karşılaştırmayın. Kararlarınız üzerindeki sınırlamaları kabul edin, hatta kucaklayın. Gelecekte almayı düşündüğünüz kararların rakamını eksiltin.

Misal bir öykü ile okuduklarımız netleştirelim mi?

Hekimler bir hastasının beyninin ön lobundan ufak bir parça aldıklarında yalnızca bir uru değil daha da ehemmiyetli bir şeyi kesip almışlardı: Karar verme yetisini…

Operasyondan sonra, hastanın aklında bir farklılık olmadı. Ama iş bir karar vermeye geldiğinde [misalin, öğle yemeğini nerede yemeli, hangi kalemi kullanmalı gibi hasta donup kalıyordu. Alacağı kararın artılarını ve eksilerini değerlendirmesi bir cinsli bitmiyordu. Konutluluğunu ve işini kaybettikten sonra, 1982 senesinde bir nöroloğu görmeye karar verdi.

Nörolog, hastasında ne yeis ne de başka bir duygu görebildi. Fizyolojik testler de hastasının duygusal yaşamını kaybettiğini onayladı.

Nörolog eş hastaları inceledikçe, duyguların bir hayli farklı beyin bölgesinden kaynaklandığını keşfetti. Ancak bunlardan en ehemmiyetlisinin, gözlerin hemen arttaki orbitofrontal korteks olduğu ortaya çıktı. Bu bölgedeki bir zarar duyguları silip birliktesi faal karar verme yetisini de yok ediyordu.

Nörolog belirtilerini bir iskambil oyunuyla gösterdi. Meslektaşlarıyla beraber, Hastası da dâhil, orbitofrontal korteks zararı olan altı kobayla, beyin zararı olmayan on kobayı bir araya getirdiler. Oyunculara 2.000 $ kumar parası verildi, bazı kolay kaideler anlatıldı ve dört deste arasından bir kart seçip açmaları istendi. Açılan karta göre para veya ceza mükâfatı vardı. Kısa zamanda ufak bir kâr sağlayacak ama zaman içinde büyük hasılatlar getirecek iki “iyi deste” dizilmişti. İki “makûs deste” de bu gidişatın aksi olarak hazırlanmıştı.

Hakimiyet grubu süratle destelerin iyi veya makûs oldukları hakkında bir önsezi geliştirdi ve iyi olan destelerden kâğıt açmaya başladı. Beyin zararlı altı oyuncudan üçü nihayet iki tane makûs deste olduğu neticesini çıkardılar ama yeniden de o destelerden kart seçmeye devam ettiler. Altı bireyden hiçbiri makûs destelerden kart sürüklediklerinde fizyolojik telaş bulguları göstermediler ama hakimiyet grubu gösterdi. Bu deney üzerine nörologlar, tercihlerimizin esasında duygusal hafızanın bulunduğunu korunuyorlar. Bir evvelki tercihlerin kıymetini ve yeisini andırmanın “içten gelen sesin” kaynağı olabileceğini söylüyorlar.
Bibliyografi:
NG

Yazar:Tuncay Bayraktar

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

maltepe escort ataşehir escort idealtepe escort anadolu yakası escort kadıköy escort bostancı escort pendik escort ataşehir escort şişli escort göztepe escort pendik escort kartal escort bostancı escort erenköy escort maltepe escort pendik escort bostancı escort ümraniye escort şerifali escort kartal escort maltepe escort tuzla escort pendik escort anadolu yakası escort acıbadem escort ümraniye escort escort bayan maltepe escort ümraniye escort ataşehir escort kadıköy eskort pendik eskort ataşehir escort ümraniye escort kadıköy escort escort bayan maltepe escort sex hikaye yeni seks hikaye gerçek sex hikaye sex hikaye seks hikayeleri sex hikayesi gerçek sex hikayeleri