Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Bitkiler ve Hayvanlar İçin Difüzyonun Ehemmiyeti

  • 02 Şubat 2022
  • Bitkiler ve Hayvanlar İçin Difüzyonun Ehemmiyeti için yorumlar kapalı
  • 245 kez görüntülendi.
Bitkiler ve Hayvanlar İçin Difüzyonun Ehemmiyeti

Hücrelerin işlevlerini yerine getirebilmeleri için materyalleri hücre çeperleri yoluyla sitoplazmalarına alıp çıkarmaları gerekir. Bu çeperler yarı iletkendir, başka bir deyişle belirli moleküllerin geçmesine izin verilir, ancak ötekilerinin geçmesine izin verilmez. Moleküllerin bu hareketine fosfolipid çift tabakası ve defineli proteinleri aracılık eder; bunların bazıları iyonlar ve karbonhidratlar gibi çeperden geçemeyen moleküller için taşıma kanalları vazifeyi görür.Bitkiler ve Hayvanlar İçin Difüzyonun Önemi
Hücre çeperinden maddelerin içeri alınıp dışarı verilebilmesi için üç ana hareket cinsi bulunmaktadır:
1-Difüzyon
2- Osmoz
3-Faal taşıma
Bu yazıda yalnızca difüzyon ve osmoz vakasının hayvanlar ve bitkiler için ehemmiyetine yer verilecektir.

Difüzyon

Difüzyon, basit difüzyon ve basitleştirilmiş difüzyon olmak üzere iki ana tiptedir: Basit difüzyonda dağılan moleküller, çeperin bileşenleri ile birleşmezler. Basitleştirilmiş difüzyonda ise moleküller, taşıyıcı proteinlerin dayanağıyla çeperden dağılır.
Difüzyon, parçacıkların daha yüksek bir konsantrasyondan daha düşük bir konsantrasyona hareketi olduğundan, buna konsantrasyon gradyanı denir. Parçacıklar, yüksek konsantrasyonlu bir alandan düşük konsantrasyonlu bir alana bir konsantrasyon gradyanında dağılır. Misalin mutfaktan evin içinde yemek kokusu ya da kapağı açılan şişeden dışarı çıkan parfümün kokusu bu biçimde gezer. Difüzyon bir hücre içinde veya hücre aralarında olabilir. Çözünmüş veya gaz halindeki maddeler, bir hücrenin içine veya dışına çıkmak için hücre çeperinden geçmek zorundadır. Difüzyon, bunun olmasına izin veren süreçlerden bkocamandır. Difüzyon yalnızca akışkanlarda ve gazlarda olur zira parçacıkları ya da molekülleri devamlı olarak bir yerden bir yere gelişigüzel hareket eder. Parçacıklar birbirleriyle veya kapları ile çarpışır. Bu onların doğrultu değiştirmesini sağlar. Bu hareket sebebiyle, parçacıklar kendilerini bir akışkan veya gaz boyunca denk olarak yayarlar. Difüzyon natürel olarak, karıştırılmadan, çalkalanmadan veya sallanmadan kendi başına reelleşir, bu sebeple enerji gerektirmez.
Bir maddenin net hareketinin olmadığı bu konsantrasyon gradyanı beceriksizliği zinde denge olarak bilinir. Bir maddenin konsantrasyon gradyanının varlığında difüzyon ilerleyecek olsa da, difüzyon süratini etkileyen birkaç etken vardır: Difüzyon sürati sıcaklık ve basınç, konsantrasyon gradyanı, ayırma çeperinin iletkenliği, maddenin türü ve yoğunluğu gibi muhtelif etkenlerden etkilenir. Gaz veya akışkan ne kadar sıcak olursa, difüzyon o kadar süratli olur başka bir deyişle difüzyon sürati, sıcaklıktaki çoğalışla doğru orantılıdır. Difüzyon basıncındaki fark difüzyon süratini belirler. Difüzyon sürati, iki bölgedeki moleküllerin konsantrasyonundaki farkla doğru orantılıdır. Artan yüzey alanı plazma çeperi difüzyon süratini artırırken, daha kalın bir çeper onu eksiltir. Gazlar akışkanlardan daha süratli ufalar. Bunun sebebi, bir gazdaki parçacıkların daha fazla dağılması ve bir akışkandaki parçacıklardan daha süratli hareket etmesidir.
Difüzyon hem bitkiler hem de hayvanlar için çok ehemmiyetlidir.

Hayvanlarda Difüzyonun EhemmiyetiBitkiler ve Hayvanlar İçin Difüzyonun Önemi

Hayvanlarda difüzyon hadiseyi besin transferi gibi hücrelerin içindeki materyallerin transferinde rol oynar. Hayvanlar soluk aldıklarında, oksijen difüzyon yoluyla akciğerlerden bedenin tüm hücrelerine iletilir. Benzer biçimde, hücre karbondioksiti dışarı attığında, yeniden difüzyon yoluyla hücrelerden akciğerlere dağılır. Difüzyon, hayvanların ve insanların boşaltım sisteminde de ehemmiyetlidir. Misalin, idrar böbreğe girdiğinde difüzyon alana kazanç ve beden az su harcarsa su bedene geri alınır ve bunun tersi de geçerlidir. İnsan bedeninde ve hayvanlarda difüzyonun ehemmiyetini açıklayabilecek bir dizi başka misal de vardır.

Bedende Oksijen Difüzyonu

Solunan hava takribî %21 oksijen, dışarı verilen havadaki oksijen ise yalnızca %16’dır. Bu, havadaki oksijenin bir kısmının soluk alınarak akciğerlere girdiğinde bedene emildiği anlamına kazanç. Oksijen bedendeki tüm hücrelere alttaki süreçle taşınır:
– Oksijen, akciğerlerin içindeki daha yüksek konsantrasyonlu bir alandan kandaki daha düşük konsantrasyonlu bir alana difüzyonla hareket eder başka bir deyişle bir konsatrasyon gradyanından alt doğru hareket eder. Daha sonra kırmızı kan hücreleri tarafından taşınır.
-Akciğerlerden çıkan kan artık yüksek bir oksijen konsantrasyonuna sahiptir.
– Dolaşım sistemi ile doku ve uzuvlardaki hücrelere erişir.
– Burada oksijen, kandaki daha yüksek konsantrasyonlu bir alandan hücrelerdeki daha düşük konsantrasyonlu bir alana difüzyonla hareket eder.
-Hücrelerin oksijen konsantrasyonu her zaman gelen kandan daha düşüktür, zira hücreler solunumda oksijen kullanır.
-Kan, öbür hücrelere ufaladığı için artık daha düşük bir oksijen konsantrasyonuna sahiptir. Difüzyonla daha fazla oksijen almak için akciğerlere geri döner ve döngü tekerrür eder.
Karbondioksit solunumun atık mahsulüdür ve difüzyonla öbür doğrultuda kandan havaya bir konsantrasyon gradyanında alt doğru hareket eder. Soluk almadan evvel hücrelerden kana ve sonra kandan akciğerlere geçer. Oksijenin aksine, karbondioksit kırmızı kan hücreleri tarafından taşınmaz, kan plazmasında çözülür.

Bedende Glikoz Difüzyonu

Oksijenin yanı gizeme, hücrelerin solunum için glikoza lüzumu vardır. Glikoz gıdalarla alınır. Suda çözünen sindirim mahsulleri difüzyon yoluyla ince bağırsağın duvarını geçebilir. Glikoz bedendeki tüm hücrelere alttaki süreçle taşınır:
-Besinler hazmedildikçe glikozun ince bağırsaktaki konsantrasyonu kandaki konsantrasyonundan daha yüksek hale kazanç, bu sebeple bağırsaktan kana bir konsantrasyon gradyanı vardır. Glikoz ince bağırsakta daha yüksek konsantrasyonlu bir alandan kandaki daha düşük konsantrasyonlu bir alana difüzyonla hareket eder.
-İnce bağırsaktan çıkan kan artık yüksek bir glikoz konsantrasyonuna sahiptir.Bitkiler ve Hayvanlar İçin Difüzyonun Önemi
-Glikoz dolaşım sistemi ile gezerek doku ve uzuvlardaki hücrelere erişir.
-Burada glikoz, kandaki daha yüksek konsantrasyonlu bir alandan hücrelerdeki daha düşük konsantrasyonlu bir alana difüzyonla hareket eder.
-Hücrelerin glikoz konsantrasyonu her zaman gelen kandan daha düşüktür, zira hücreler onu solunumda kullanırlar.
-Kan, hücrelere ufaladığı için artık daha düşük bir glikoz konsantrasyonuna sahiptir. Kan, difüzyon yoluyla daha fazla glikoz almak için ince bağırsaklara döner ve döngü yinelenir.
Çözünmüş maddeler yalnızca bir konsantrasyon gradyanı olduğu sürece dağılmaya devam edecektir.

Bitkilerde Difüzyonun Ehemmiyeti

Bitkiler büyümeleri ve yaşamda kalabilmeleri için suya, minerallere ve besine gereksinim dinlerler. Bitkiler söz mevzusu olduğunda, difüzyon çok ehemmiyetli bir süreçtir. Bitkilerde taşınma, tüm yüksek bitkilerde alana gelen ehemmiyetli ve natürel bir olgudur. Bitkilerde taşınmanın ana yolu difüzyondur. Kökler, yapraklara aktarılacak olan su ve mineral tuzları topraktan basit difüzyon süreci ile emer. Ksilem odun borusu su moleküllerini yapraklara aktarır. Yapraklar fotosentez yoluyla organik besini glikoz hazırlar. Bunlar daha sonra floemden soymuk borusu aracılığı ile bitkilerin öbür kısımlarına taşınır. Gazların stoma yoluyla metamorfozu da difüzyon harekâtı ile gerçekleşir. Karbondioksit yapraklardaki gözeneklerden stomalardan içeri doğru difüzyonla alınır ve hücrelere dağılır. Fotosentez neticeyi oluşan oksijen gazı yeniden difüzyon yoluyla gözeneklerden dışarı serbest bırakılır. Yapraklardan suyun buhar biçiminde dışarı atılması olan terleme transpirasyon hadiseyi de difüzyon prensibi ile gerçekleşir. Çiçeklerin aroması, böcekleri sürüklemek için aromatik bileşiklerin difüzyonundan kaynaklanır.

Suyun Difüzyonu: Osmoz

Osmoz, su moleküllerinin daha yüksek konsantrasyonlu bir bölgeden daha düşük konsantrasyonlu bir bölgeye kısmen iletken bir çeperden difüzyonudur. Seyreltik bir çözelti, yüksek konsantrasyonda su molekülleri kapsarken, konsantre bir çözelti, düşük konsantrasyonda su molekülleri kapsar. Kısmen iletken çeperlere seçici iletken çeperler veya yarı iletken çeperler de denir. Bazı maddelerin içlerinden geçmesine izin verirler, ancak ötekilerinin geçmesine izin vermezler. Konsantrasyon çeperin her iki tarafında aynı olduğunda, su moleküllerinin hareketi her iki istikamette de aynı olacaktır. Bu noktada net su metamorfozu sıfırdır ve akışkan seviyelerinde daha fazla farklılık yoktur.
Bitki ve hayvan hücrelerinde osmozun neticeleri değişiktir.

Hayvan Hücrelerinde Osmoz

Hayvan hücrelerinde hücre duvarı yoktur. Hücre içeriğinden değişik bir konsantrasyonda olan çözeltilere konulduklarında boyut ve biçim değiştirirler. Misalin, kırmızı kan hücreleri daha seyreltik bir çözelti içinde su alır, şişer ve patlar, buna hemoliz denir. Daha konsantre bir çözelti içinde ise su kaybeder ve büzülür. Bunlar bedenin içinde olmaz. Böbrekleri kapsayan osmoregülasyon, kan konsantrasyonunun, hücre içeriğinin konsantrasyonu ile takribî olarak aynı kalmasını sağlar.

Bitki Hücrelerinde Osmoz

Bitkiler ve Hayvanlar İçin Difüzyonun ÖnemiBitkiler kökün içi ve dışı arasında bir gradyan oluşturmak için şekerleri ve öbür çözünenleri köklerine taşırlar; topraktan gelen su daha sonra osmoz ile köke doğru hareket eder. Bu noktadan sonra, terleme ismi verilen bir harekât, suyun ksilem odun borusu ismi verilen bitkinin içindeki tüpleri sürüklemesine ve yapraklardan buharlaşmasına neden olur. İdeal olarak, bu su kolonu bir defa kurulduktan sonra bitkinin ömrü boyunca bozulmadan kalır.
Su, seyreltik bir çözelti hücre içeriğinden daha yüksek su potansiyeli olan, hipotonik içinde bulunan bir bitki hücresine de osmoz yoluyla girer. Sitoplâzma, dolayısıyla hücre çeperi hücre duvarına doğru itilir, hidrostatik veya turgor basıncı oluşturur ve hücre şişer. Bu basınç, hücreye girebilecek su oranını ve ölçüsünü hudutlar. Şişmiş ya da turgorlu bitki hücreleri bitkinin desteklenmesinde ehemmiyetli bir rol oynar. Bitki hücreleri, hücre çeperinin dış tarafında güçlü bir selüloz hücre duvarına sahiptir. Hücre duvarı hücreyi dayanaklar ve osmoz yoluyla su aldığında patlamasını maniler. Osmoz süreci, bitkilerin köklerinden yapraklarına, hatta yer seviyesinden onlarca metre yüksekliğe kadar su alma mekanizması için zorunludur.
Su, konsantre hücre içeriğinden daha düşük su potansiyeli olan, hipertonik bir çözeltideki bir bitki hücresini osmoz yoluyla terk eder. Sitoplazma hücre duvarından uzaklaşır plazmoliz ve hücre büzülür, bu sebeple bitki solar.

Bibliyografi:

https://www.bbc.co.uk/bitesize/guides/zyjbqhv/revision/1
https://www.bbc.co.uk/bitesize/topics/znyycdm/articles/z8cqqfr?topicJourney=true
https://www.biyologlar.com/difuzyon

Yazar: Müşerref Özdaş

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

maltepe escort ataşehir escort idealtepe escort anadolu yakası escort kadıköy escort bostancı escort pendik escort ataşehir escort şişli escort göztepe escort pendik escort kartal escort bostancı escort erenköy escort maltepe escort pendik escort bostancı escort ümraniye escort şerifali escort kartal escort maltepe escort tuzla escort pendik escort anadolu yakası escort acıbadem escort ümraniye escort escort bayan maltepe escort ümraniye escort ataşehir escort kadıköy eskort pendik eskort ataşehir escort ümraniye escort kadıköy escort escort bayan maltepe escort sex hikaye yeni seks hikaye gerçek sex hikaye sex hikaye seks hikayeleri sex hikayesi gerçek sex hikayeleri