Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Hematopoietik, GH ve Bağışıklık Sistemleri

  • 04 Nisan 2021
  • Hematopoietik, GH ve Bağışıklık Sistemleri için yorumlar kapalı
  • 267 kez görüntülendi.

Büyüme hormonu GH, kan hücrelerinin normal değişikleşmesi ve işlevinde yer alan hematopoietik sistemin tertip edilmesinde rol oynar. GH, erişkin sihrime hormonu yetersizliği GHD hastalarında plazma eritropoietin Epo seviyelerini ve Hb’yi artırır. Ayrıca erişkin GHD hastalarında plazma granülosit koloni uyarıcı etmen G-CSF seviyelerini ve nötrofil rakamlarını da artırır. GH ile rehabilitasyon edilen GHD hastalarında yapılan bir başka […]

Büyüme hormonu GH, kan hücrelerinin normal değişikleşmesi ve işlevinde yer alan hematopoietik sistemin tertip edilmesinde rol oynar. GH, erişkin sihrime hormonu yetersizliği GHD hastalarında plazma eritropoietin Epo seviyelerini ve Hb’yi artırır. Ayrıca erişkin GHD hastalarında plazma granülosit koloni uyarıcı etmen G-CSF seviyelerini ve nötrofil rakamlarını da artırır. GH ile rehabilitasyon edilen GHD hastalarında yapılan bir başka çalışma, rehabilitasyonun alyuvarları, Hb’yi ve hematokriti ehemmiyetli miktarda artırdığını ve akyuvar veya trombosit rakamını etkilemeksizin kansızlığın tipik GHD hastalarında çocukluk yarıyılında iyileşmesine yol açtığını göstermiştir.
Netice olarak, bu bilgiler GH’nin hematopoietik sistem üzerinde, G-CSF’nin oynadığına eş biçimde pozitif bir rol oynadığını göstermektedir. Dolaşımdaki G-CSF seviyeleri, GHD olmayan çocuklara göre GHD’de ehemmiyetli miktarda daha düşüktür, ancak GHD çocuklarda yapılan bir çalışmada, kırmızı kan hücrelerinin rakamı, Hb ve hematokrit bedelleri, 1 senelik BH rehabilitasyonundan sonra ehemmiyetli miktarda çoğalmıştır. Eksantrik bir biçimde, elde edilen yayınlanmamış bilgiler, kısa süreli GH uygulamasının hematopoietik sistem üzerinde 12 yaşındaki Beagle köpeklerinde G-CSF ile aynı tesiri gösterdiği bildirilmektedir.
Hematopoietik, GH ve Bağışıklık SistemleriGH, hematopoezde ehemmiyetli bir rol oynar. Rehabilitasyon edilmeyen GHD hastalarının kırmızı kan hücreleri, Hb ve hematokrit rakamında yetersizlik göstermesinin sebebi budur. Merakla, bu hastalarda, EPO ve G-CSF’nin plazma seviyeleri de eksilmiştir. GH uygulaması bu sarihleri banalleştirir mavi ok ve EPO ve G-CSF plazma seviyelerini yükseltir. GH, IGF-I ve reseptörü IGF-IR ile olduğu gibi, bağışıklık sisteminin hücrelerinde ifade edilir. GHRH’nin de ekspresyonu vardır, ancak bu bağışıklık hücrelerindeki rolü öğrenilmemektedir. Netice olarak, bu ifadeler bağışıklığın çoğalmasına katkıda bulunur ve özellikle GH, lenfositlerin gelişmesini, yaşamda kalmasını ve sitokinlerin imalini artırır. Bu sebeple Endokrin GH, antijen sunan hücreler olan dendritik hücrelerin aktivasyonunu ve olgunlaşmasını indükler.
Son senelerde GH’nin bağışıklık sistemi üzerinde eforlu bir tesiri olduğu zannedilmiştir. Bağışıklık hücresinden türetilen GH’nin imali ve tesiri, bağışıklıktaki ehemmiyetli rolü hala açıklanmasına karşın, artık iyi öğrenilmektedir. Bağışıklık sisteminin hücreleri, otokrin / parakrin ve intrakrin yoluyla ve aynı zamanda endokrin yolaklar yoluyla immün işlevde rol oynayan GH, GHRH, IGF-I ve reseptörünü eksprese eder. İmmün hücreden türetilen GH’nin hücre içi tesir mekanizmaları iyi öğrenilmemektedir. Ancak misalin GH, antijen sunan hücreler olarak organizmanın immün cevabına katılan dendritik hücrelerin olgunlaşmasını ve aktivasyonunu dayanaklar.
Lenfositlerde GH imali vardır ve bu GH, lenfosit gelişmesi, yaşamda kalma ve sitokin imali için ehemmiyetlidir. Bu sebeple, lenfosit GH, TH-1 yolağının aracılık ettiği hücresel immün işlevin ehemmiyetli bir aracısı olabilir. Lenfosit GH, IL-10 imali üzerinde ufak bir pozitif tesir ile IFNγ imalini uyarıyor gibi görünmektedir. Sıçan lenfositlerinin spesifik bir GH antisens oligodeoksinükleotid ile rehabilitasyonu yapılmıştır. Yapılan rehabilitasyonda, birleşimlenen lenfosit GH ölçüsünü eksiltmiş ve aynı zamanda lenfosit proliferasyonunu eksiltmiştir, bu noradrenalin ve kortizol tarafından, hormonun lenfositleri tarafından üretilmesini ve inhibe edilen bu hücreler üzerindeki tesirlerini doğrulamaktadır. Bununla beraber, lenfosit GH’nin bazı tesirlerinin, GH’nin neden olduğu IGF-I yapımından kaynaklanması mümkündür. Reelinde, IGF-I ayrıca lenfositlerde de bulunmuştur ve GH’ye karşı nötralize edici antikorlar kullanan çalışmalar, IGF-I için pozitif olan hücrelerin rakamının iki kat eksildiğini göstermektedir. Bu, endojen olarak üretilen GH’nin lenfositler tarafından IGF-I imalini indüklediğini gösterir. Netice olarak, lenfosit GH’nin intrakrin hormon gibi davrandığı görülmektedir. GHR’den yoksun bir lenfoid hücre hattında GH’nin fazla ekspresyonunun süperoksit imalini eksilttiği, nitrik oksit imalini, IGF-I ve IGF-IR ekspresyonunu artırdığı, bunun neticesinde apoptozdan korunma ile sonuçlandığı gösterilmiştir. Ayrıca mekanizma büyük ihtimalle BcL-2 yapımında bir çoğalışı kapsar.
Neticede, bağışıklık sistemi içinde akyuvar kaynaklı GH ve IGF-I imali ve işlevi için karışık bir intrakrin / otokrin tertip edici devre olduğu görülmektedir. Bu sebeple, bu devre, öteki uzuv sistemlerinin homeostazını bozmadan, bu hormonlar için hipofizden veya karaciğerden bağımsız olarak mahallî doku gereksinimlerini karşılayabilir. Misalin, bağışıklık sisteminin hücreleri, bakteri, virüs ve urların bir oksidatif stres hadiseyi olarak ilişkisini tanıyacak ve GH’nin veya sitoplazmaya üretilen değişik GH izoformlarının ve GHR’nin çekirdeğe salınmasına ve taşınmasına sinyal verecektir. Çekirdekte bir kere GH-GHR, stres vakasına transkripsiyonel tepkileri etkilemekte ve hücreyi oksidatif zarara karşı korunmakta özgür olacaktır. Weigent tarafından yapılan bir araştırmanın neticeleri hücresel redoks gidişatındaki farklılıkların, oksidatif stres tepkisine aracılık eden elementler üzerinde tesirler uygulayabilen, lenfosit GH’nin hücre içi seviyelerini etkilediği kavramı desteklemektedir.
BHH’li çocuklar üzerinde yapılan çok yeni bir çalışma, GH rehabilitasyonunun hücresel ve humoral bağışıklık profillerinde bazı pozitif farklılıklara yol açtığını göstermektedir. Bu bilgiler, çocukluk çağında BHH’si olan yetişkinlerde GH rehabilitasyonundan sonra elde edilen daha önceki neticelere ve GH ile rehabilitasyon edilen idiyopatik kısa boylu çocuklarda yapılan daha daha önceki çalışmalara eştir. Ancak öteki çalışmalar bağışıklıkta farklılıklar göstermediğinden BHH’li çocuklarda hormon ile rehabilitasyon edildikten sonra işlev veya immün parametreler olduğu bulunmuştur.

GHD ve Gastrointestinal İşleyiş

Rehabilitasyon edilmeyen GHD, genellikle GH rehabilitasyonu verildiğinde eksilen metabolik inflamasyon ile ilişkilidir. Bununla beraber, irinli bağırsak hastalıkları IBD gibi sistemik iltihaplanma vaziyetleri, GH mukavemetini uyarabilir zira iltihaplanma, GH sinyalini negatif istikamette tesirler. GHR, GH sinyaline cevap vermek, bağırsak bariyer işlevini ve mukozal iyileşmeyi geliştirmek için bağırsakta eksprese edilir. Hücrelerdeki GH tesirlerinin ehemmiyetli bir aracısı olan STAT5b, sütun epitel hücrelerinin yaşamda kalmasını modüle ederek kolonik bariyer bütünlüğüne gözetir. STAT5b’den yoksun fareler üzerinde yapılan bir çalışmada kolit geliştirmeye çoğalan duyarlılık göstermesinin sebebi bu olduğu bildirilmiştir. Ek olarak, GH epitelyal proliferasyonu artırır. Bununla beraber, sütundaki GHR ekspresyonu ülseratif kolitli hastalarda eksilir, bu da GH’nin bağırsak bariyerinin işlevi üzerindeki bereketli tesirlerine karşı mukavemetin büyümesine dayanakçı olur. Bu bilgilere göre, BHE hastalarının bağırsak işlev bozukluklarından muzdarip olması mümkündür. Bunun bir misali, çölyak hastalığı olan çocuklarda oranla yüksek GHD prevalansı olabilir, ancak bu hastalık genetik olarak tanımlanmış bir glüten duyarlı enteropatidir.
Hematopoietik, GH ve Bağışıklık SistemleriYapılan analizler süresince inceleme edildiği gibi, GH ve aracıları, gelişimin erken düzeylerinden itibaren, pratik olarak tüm insan organizmasında çok ehemmiyetli bir rol oynamaktadır. Bu rol, hormona yalnızca metabolik bir rol ve uzunlamasına sihrime üzerinde bir tesir atfeden olağan kavramların çok ötesine geçer. Bir endokrin hormonu olarak işlev gören GH’nin hipofiz yapımının yanı gizeme, otokrin / parakrin ve hatta onu üreten hücrelerde intrakrinde tesir eden periferik bir GH imali vardır. Fizyolojik tesirlerinin bir neticeyi olarak, GH veya reseptörünün yetersizliği çok ehemmiyetli tesirlere yol açar.
Netice olarak, GH replasman rehabilitasyonu, GHD hastalarında alana gelen duyguları ve hayat niteliklerini iyileştirir. GH salgılanması 20 yaşından 50 yaşından pratik olarak tespit edilemeyene kadar kademeli olarak eksilir. Bu sebeple, yaşa bağlı hastalıkların çoğunun ve düşük hayat niteliğinin bu hormonun yokluğunun bir neticeyi olarak ortaya çıkması mümkündür. Bazı vaziyetlerde GH, öteki hormonlarla koordineli olarak hareket eder. Bu sebeple bazı tesirlerini yerine getirebilmesi için bir ko-hormon olarak düşünülmelidir.

Bibliyografi:
pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/23014134/
jsm.jsexmed.org/article/S1743-60951532054-3/abstract
ec.bioscientifica.com/view/journals/ec/7/11/EC-18-0200.xml
nature.com/articles/3901190

Yazar: Özlem Güvenç Ağaoğlu

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

maltepe escort ataşehir escort idealtepe escort anadolu yakası escort kadıköy escort bostancı escort pendik escort ataşehir escort şişli escort göztepe escort pendik escort kartal escort bostancı escort erenköy escort maltepe escort pendik escort bostancı escort ümraniye escort şerifali escort kartal escort maltepe escort tuzla escort pendik escort anadolu yakası escort acıbadem escort ümraniye escort escort bayan maltepe escort ümraniye escort ataşehir escort kadıköy eskort pendik eskort ataşehir escort ümraniye escort kadıköy escort escort bayan maltepe escort sex hikaye yeni seks hikaye gerçek sex hikaye sex hikaye seks hikayeleri sex hikayesi gerçek sex hikayeleri