Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

İmpulsların Mesajımını Sağlayan Mekanizmalar

  • 07 Nisan 2021
  • İmpulsların Mesajımını Sağlayan Mekanizmalar için yorumlar kapalı
  • 4 kez görüntülendi.
İmpulsların Mesajımını Sağlayan Mekanizmalar

Kapılı Kanalların Rolü Bir asap impulsunun ya da aksiyon potansiyelinin ilerlemesi esasta bir çeper hadiseyidir. Başlangıçta çeperin iki yüzeyi arasındaki bir elektrostatik gradiyente ve bunu izleyen, iyona özgü koordine iletkenlik değişikliklerine bağlıdır. Bu iletkenlik değişiklikleri ise kapılı kanallara bağlıdır. Daha evvel gördüğümüz gibi hem Na+ hem de K+, çeperi geçebildiklerine göre her biri için ayrı […]

Kapılı Kanalların Rolü

Bir asap impulsunun ya da aksiyon potansiyelinin ilerlemesi esasta bir çeper hadiseyidir. Başlangıçta çeperin iki yüzeyi arasındaki bir elektrostatik gradiyente ve bunu izleyen, iyona özgü koordine iletkenlik değişikliklerine bağlıdır. Bu iletkenlik değişiklikleri ise kapılı kanallara bağlıdır. Daha evvel gördüğümüz gibi hem Na+ hem de K+, çeperi geçebildiklerine göre her biri için ayrı kanallar olmalıdır. Endokrin sistemle alakalı olarak bazı kanallarda, kanala bağlanan bir hormon, bir kapının açılmasına neden olan allosterik bir değişiklik alana getiriyordu ve böylece iyonlar çeperden geçebiliyorlardı. Aksiyon potansiyelinin oluşmasından mesul olan çeper potansiyelleri voltaj-kapılı kanallardır. Başka Bir Deyişle bunlar çeperin iki yüzeyi arasındaki elektrostatik gradiyentte alana gelen değişikliklere göre açılıp kapanırlar.
Aktüel belirtilere göre voltaj-kapılı kanalların pozitif yüklü bölgeleri İmpulsların İletimini Sağlayan Mekanizmalarvardır ve bu bölgelerin pozisyonunu koruması, hem çeperin dışındaki eş yüklerin elektrostatik itme eforu hem de içteki ters yüklü iyonların elektrostatik çekme eforu sayesinde gerçekleşmektedir. Bir ihtar gelip de çeperin emin bir miktarda depolarize olmasına yol açınca elektrostakik etkileşimler zayıflamakta ve bu bölgelerin pozisyonu değişerek özgül iyon kanallarının açılması sağlanmaktadır. Na+ kanalları, ihtar söz konusu nöronun uyarılması için yeterli eşik kıymete erişince açılırlar. K+ kanalları ise, yeteri kadar Na+ iyonu içeri girip çeperi tamamen depolarize edinceye kadar açılmazlar. Elektrostatik gradiyent, iyon akımı neticesinde değişmeyi sürdürürse kanallar kapanır.

Difüzyonun ve Elektrostatik Çekimin Rolü

Şayet impuls mesajımı, Na+’nın içeri doğru akışını ve bunu izleyen K+’nın dışarı çıkışını kapsıyorsa o zaman nöron başlangıçtaki iyonik balansını nasıl yine oluşturuyor? Öteki bir ifadeyle fazla Na+’dan nasıl kurtuluyor ve kaybolan K+’yı nasıl geri kazanıyor? Şayet başlangıçtaki iyon dağılımı yine sağlanmazsa, nöron sonunda impuls iletme marifetini kaybedecektir, fakat nöronlar her impulstan sonra görülen kısa bir refraktorik zaman 0.5-2.0 milisaniye etrafında dışında ebediye kadar impuls iletmeyi sürdürebilirler.
Nöronları işlevsel kılmaya yönelik iki mekanizma vardır. Kısa yarıyılda, impulsun geçip çeperin depolarize olması sırasında, difüzyon ve elektrostatik çekim, hücre dışındaki Na+ ile içerdeki K+ arasındaki elektrokimyasal balansın anında yine kurulmasını sağlarlar. Bunun nasıl olduğunu anlamak için, aksiyon potansiyeli ile alakalı her vakanın hücre çeperine çok yakın bölgelerde alana geldiğini akılda yakalamak ehemmiyetlidir. Dinlenme durumundaki bir asap telinde, hücre çeperine doğru, çeperin öteki yüzeyindeki ters yükler tarafından çekilen özgür iyonlar, çeperin o bölgesinde yüklerin yoğunlaşmasına yol açar; ince çeperin iki yüzeyi arasındaki elektrostatik gradiyent 105 volt/5 cm gibi fantastik bir kıymete ulaşır. Çeperin iki yüzeyi, karşı yüzeyindeki ters yüklü iyonların elektrostatik eforu tarafından çekilen iyonlar tarafından “örtülünce” bu yoğun yük tabakası, çeperin aynı yüzeyinden daha fazla iyonun buraya gelmesini maniler. Bir aksiyon potansiyeli, iyonların çeperi geçmesine yol açınca, çeperin yalnızca sihirk oranda yüklü olan iç ve dış yüzeylerinin hemen yanındaki iyon konsantrasyonları etkileriir. Bunu sebebi, iletkenlik değişikliklerinin çok kısa ömürlü olması ve yalnızca en yakındaki iyonların çeperi geçmeye zaman bulmasıdır. İyon derişimlerinde böylece oluşan küçük değişiklik, nöronunun içine giren Na+ iyonlarının ve dışarı çıkan K+ iyonlarının, her iki taraftaki akışkan içinde difüze olmalarıyla absorbe edilmiş olur. Bunu, bir havuza bir damla mürekkep damlatmaya benzetebiliriz: kısa bir zaman için koyu bir bölge oluşur; fakat mürekkep sihirk su hacmi içinde difüze olunca, bu süratle ortadan kalkar.
Aksiyon potansiyeli sona erdikten sonra, hücreye girmiş olan sodyum iyonlarının rakamı hücreyi terketmiş olan potasyum iyonu rakamını dengeler ve böylece dinlenme potansiyeline geri dönülür. Çeperi geçen az rakamda iyon gelerek hücre içindeki gerek hücre dışındaki oranla sihirk hacim içinde süratle difüze olunca, hücre çeperindeki lokal elektrostatik gradiyent anında yine kurulur.
Nöron çeperinde alan gelen hadiselerin bu kadar dramatik olmasına karşın, bir aksiyon potansiyeli sırasında çok küçük miktarda, yaklaşık 10-12 mol Na+ hücreye girer. Dolayısıyla bir tek aksiyon potansiyelenin hücrenin tamında Na+ iyonu konsantrasyonu üzerindeki etkisi önemsememe edilebilir seviyededir. İçerideki ve dışarıdaki iyon rezervi o kadar sihirktür ki, yeni can vermiş bir asap hücresi bir zaman daha aksiyon potansiyeli iletmeye devam edebilir. Yeniden de neticede aksiyon potansiyeli yok olmaya başlar ve mesajım durur. Şayet havuzumuzu mürekkeple kirletmeyi sürdürürsek, bir noktadan sonra renk değiştirme başlayacaktır. Buna eş şekilde, bir nokta kazanç ki, asap hücresi içindeki akışkan, hücre içine zamankli olarak girenİmpulsların İletimini Sağlayan Mekanizmalar Na+’ları yeteri kadar seyreltemez ve çeperin iki yüzeyi arasındaki sodyum derişimi gradiyenti çok küçülür. Dolayısıyla, difüzyon ve elektrostatik çekim, nöron işlevinin korunması problemi için ancak kısa yarıyıllı çözümlerdir.

Sodyum-Potasyum Pompası

O zaman aktif nöronların aksiyon potansiyellerini iletme hünerinin korunmasını sağlayan uzun yarıyıllı vaka nedir? Bir asap hücresi çeperinin iki yüzeyi arasındaki elektrokimyasal gradiyenti koruyan ve onun dinlenme potansiyelinden ve dolayısıyla impuls iletme maharetinden mesul olan vaka her neyse aktif tarsport kapsamalıdır; çünkü bir hücre, Na+ ‘yı dışarı atmak için onu hem derişim hem de elektrostatik gradiyente karşı hareket ettirmek zorundadır. Aynı şekilde, kaybedilen K+’yı da geri kazanmak için hücre onu, derişim gradiyentine karşı hareket ettirmelidir. Şimdi artık öğreniyoruz ki bir nöronun çeperinde yaklaşık bir milyon tane sodyu-potasyum değiştirici pompa bulunmakta ve bunların eforu ATP tarafından sağlanmaktadır. Bu pompalar, hücrelerin aktif olarak Na+ ‘u dışarı atıp K+u içeri almalarını sağlarlar. Tek bir pompa, saniyede yaklaşık 200 Na+ ve 135 K+ ‘yı değiştirir. Sodyum-potasyum pompalarının büyümesi, iyona özgül voltaj kapılı kanalların evrimleşmesiyle bir arada, asapsal mesajımın evrimleşmesinin esasını oluşturur.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

maltepe escort ataşehir escort idealtepe escort anadolu yakası escort kadıköy escort bostancı escort pendik escort ataşehir escort şişli escort göztepe escort pendik escort kartal escort bostancı escort erenköy escort maltepe escort pendik escort bostancı escort ümraniye escort şerifali escort kartal escort maltepe escort tuzla escort pendik escort anadolu yakası escort acıbadem escort ümraniye escort escort bayan maltepe escort ümraniye escort ataşehir escort kadıköy eskort pendik eskort ataşehir escort ümraniye escort kadıköy escort escort bayan maltepe escort sex hikaye yeni seks hikaye gerçek sex hikaye sex hikaye seks hikayeleri sex hikayesi gerçek sex hikayeleri