Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Kanın Pompalanması

  • 01 Mayıs 2021
  • Kanın Pompalanması için yorumlar kapalı
  • 460 kez görüntülendi.

    Kalp İnsan kalbi iki kısımlı olmasına rağmen, bu iki yarı esasta beraber atar. Atım, kalbin kendisi tarafından oluşturulur ve merkezi sinir sisteminden bağımsız hareket ederler. Tüm sinir irtibatları kesilecek olsa, atım sürati hafifçe değişse dahi, kalp bayağı şekilde atmaya devam eder. Büyük bir olasılıkla bildiğimiz gibi, bir kurbağa ya da kaplumbağanın kalbi, bedenden çıkartılsa bile, […]

    Kanın PompalanmasıKalp

İnsan kalbi iki kısımlı olmasına rağmen, bu iki yarı esasta beraber atar. Atım, kalbin kendisi tarafından oluşturulur ve merkezi sinir sisteminden bağımsız hareket ederler. Tüm sinir irtibatları kesilecek olsa, atım sürati hafifçe değişse dahi, kalp bayağı şekilde atmaya devam eder. Büyük bir olasılıkla bildiğimiz gibi, bir kurbağa ya da kaplumbağanın kalbi, bedenden çıkartılsa bile, uygun iyonik bileşime sahip bir çözelti içine konulmak şartıyla, atmayı sürdürebilir. Fakat atımın başlaması ve atımın kendisi, kalbin intrinsik özellikleriyse de, atım sürati, istemsiz sinir sisteminin iki sinir kolundan gelen uyarımlarla tertip edilir. Bu kollardan biri kalp atım süratini çoğaldırıcı, değişiği ise eksiltici istikamette tesir eder.
Kalp atımının başlamasını basmakalıpta sino-atriyal düğüm ya da SA dügümü sağlar. Genellikle kalbin ritm yapıcısı pacernaker olarak adlandırılan bu yapı, sağ atriyum duvarında, anteriyor vena kavanın buraya boşaldığı noktanın yakınında yer alan minik bir düğüm dokusu kütlesidir. Düğüm dokusu kalbe özgü olup, kasın kasılma özelliklerini taşır ve sinir gibi impuls iletebilir. İkinci bir düğüm dokusu kütlesi olan atriyo-ventriküler düğüm ya da A-V düğümü, sağ atriyum ile sağ ventrikülün arasında yer alır. Bir düğüm dokusu teli demeti His demeti A-V düğümden çıkar ve iki ventrikülün duvarında dallar Purkinje fibreleri vererek, ventrikül kasının tüm bölgelerine dağılır.

Kanın Pompalanması

Kumpaslı aralıklarla, S-A düğümünden bir kasılma dalgası, atriyumların duvarları süresince dağılır. Bu kasılma dalgası A-V düğümüne erişince bu düğüm uyarılır ve impulslar. His demetinin telleri aracılığıyla ventriküllerin her tarafına süratle iletilir. Bu impulslar ventrikülleri uyararak, kasılmalarını sağlar.
Kalp sürati – dakikadaki sistol kasılma sayısı – beden büyüklüğü ile ters orantılıdır ve bu surattan cinsten türe değişir. Misalin Asya filinde bayağı sürat dakikada 30 atım; minik maskeli sorekste rapor edilen vasati, dakikada 780 atım; dinlenme vaziyetindeki bayağı bir insanda takribî dakikada 70 atımdır; fakat fazla ölçüde bireysel değişiklikler vardır.
Atım sırasında kalp muhtelif, tipik sesler çıkarır ve bunlar göğüs duvarına yerleştirilen bir steteskopla basitlikle dinlenebilir. Evvel, uzun, düşük şiddette bir ses oluşur. Bu ses, ventriküllerin kasılmasıyla, atriyumlar ile ventriküller arasındaki kapakçıkların kapanması sonucunda çıkar. Daha sonra, daha kısa ve daha yüksek tonda ve şiddette bir ses dinlenir. Bunun sebebi de ventriküllerle bunlardan çıkan atardamarlar arasındaki kapakçıkların kapanmasıdır. Bu seslerdeki farklılıklar, doktora kalbin hasarlı olduğunu belirtir. Bayağı bir kalp kapakçığı, arkasındaki basınç önündekinden yüksek olduğu zaman açılır. Misalin atriyumlar kasılmaya başlayınca, içlerindeki kana basınç uygularlar ve bu basınç, ventriküllerdeki basınçtan büyük olduğu anda, triküspit ve biküspit kapakçıklar açılmaya zorlanır ve kan ventriküllerin içine akar. Atriyumlar rahatlamaya başlayınca ve içlerindeki basınç ventriküllerdekinin aşağısına düşünce, kapakçıklar aniden kapanır. Buna eş şekilde, ventriküller kasılıp içlerindeki basınç, bunlardan çıkan atardamarlardaki basınçtan büyük olunca, semilunar kapakçıklar açılır ve kan atardamarlara itilir. Ventriküller rahatlamaya başlayınca kapakçıklar kapanırlar ve atardamarlardaki kanın ventriküllere geri dönmesini önlerler.

Kanın Pompalanması

Bayağı kalp sesleri, tam bu kapakçıkların düzgün şekilde çalıştıklarının bir belirtisidir. Şayet bir kapakçık hasar görmüş ve bütün olarak kapanmıyorsa kan hasarlı kapakçıktan geriye doğru sızar ve bu sebeple bir ıslık sesi ya da hırıltı dinlenir. Bu vaziyete diyastolik kalp hırıltısı murmur ismi verilir. Bazen hasarlı bir kapakçık, sistol sırasında kan akımını kısmen maniler. Bunun sonucunda alana gelen ses kan akımındaki turbulansa bağlı olarak, sistolik murmur olarak adlandırılır. Kalp murmurları ateşli romatizma ve değişik bazı hastalıkların yaygın sonucu olarak alana kazanç. Kapakçıktaki hasar ne kadar büyükse, kalbin çalışmasındaki verim de o kadar düşük olur ve kalp daha fazla zorlanır. Kasılma süreci içerisinde, kalp kasında bir dizi elektriksel farklılıklar alana kazanç. Bu farklılıklar, tene yakalatılan elektrotlar aracılığıyla saptanabilir ve bir elektrokardiyograf ile grafiklenebilir. Kalbin çalışmasındaki anormallikler, elde edilen elektrokardiyogramda farklılıklara yol açar.
Dinlenme vaziyetindeki bir yetişkin insanın kalbi, dakikada takribî 5 litre kan pompalar. Bu, takribî olarak bedendeki toplam kan ölçüsüne denktir. Kuşkusuz bu, her bir kan damlasının, her dakikada kalpderi geçtiği anlamına gelmez. Boyun ve göğüs gibi daha kısa devrelerden birinde akan kan, kalbe daha seri dönecek ve bir dakika içinde birkaç döngü yapabilecektir. Buna rağmen, bacaklar gibi bedenin daha uzak kısımlarına giden kanın, dinlenme vaziyetindeki bir insanın kalbine geri dönmesi birkaç dakika alabilir. Egzersiz sırasında hem kasılma sürati hem de her atımda pompalanan kan ölçüyü atım hacmi büyük miktarda çoğalır. Artan kalp sürati, gelişen atım hacmiyle beraber, kalp debisini dakikada pompalanan toplam kan ölçüyü, dinlenme seviyesinin dört ila yedi katına kadar çıkartabilir. Bu şartlar altında muhakkak bir kan damlası, bir dakika içinde kalpderi bir hayli defa geçebilir.

Kan Basıncı ve Akım Sürati

Sol ventrikül kasılınca, kanı, yüksek basınç altında aort içine iter ve kan, atardamarlar içinde ilerler. Atardamarların duvarı esnektir ve bu nabız dalgası bunları geren kalp döngüsünün hafifleme fazı olan diyastol sırasında, kalp, atardamarlardaki kan üzerine basınç uygulamamaktadır ve bunların içindeki basınç düşer; fakat daha evvel gerilmiş olan atardamar duvarının esnek olarak büzülmesi, kan üzerinde bir ölçü basıncın korunmasını sağlar. Böylece, büyük atardamarlarda kumpaslı bir basınç döngüsü oluşur; sistol sırasında en yüksek noktasına erişir ve diyastol sırasında en düşük noktasına iner.
İnsanlarda, sistemik dolaşımdaki arteriyel kan basıncı, genellikle üst koldan ölçülür. Dinlenme vaziyetindeki genç ve yetişkin erkeklerde, 120 mmHg etrafındaki sistolik, 80 mmHg etrafındaki diyastolik bedeller bayağı sayılır. Ancak, bu bedeller sadece üst kol içindir. Alt kol, bacak ya da bedenin her hangi bir başka kısmındaki bedeller aynı olmayacaktır. Kan, kalpderi uzaklaştıkça kan basıncı da buna bağlı olarak düşer. Aortun kalbe yakın kısmında en yüksek bedelinde olan basınç, aortun daha uzak kısımlarında ve dallarında süratle düşer. Bu düşüş, arteriyollerde ve kılcallarda daha da anidir. Basınçtaki eksilme, daha yavaş olmakla beraber, venlerde de sürer ve kalbe en yakın venlerde en düşük bedele erişir. Dolaşım süresince basınçtaki düşmenin sebebi, akan kan ile damar duvarları arasındaki sür-ki sürtünmedir. Şayet kan, akışını sürdürecekse, böyle bir basınç farkı zorunludur; çünkü bir sıvı ancak bir yüksek basınç noktasından bir pespaye basınç noktasına doğru akar.

Kanın Pompalanması

Şimdi, ilkel omurgalı kalbindeki sorunu daha net görebiliriz. Bir balığın solungaçlarında, kılcallar süresince fazla bir basınç düşüşü olur. Bunun yanında, beden dokularında aşılması gereken bir başka yüksek dirençli kılcal damar ağı tabakası vardır. Böyle bir sistemin çalışması için kalp oldukça güçlü olmalı ve kılcal damarlar da nispeten geniş olmalı daha az direnç göstermeleri için ve bu sebeple de gazların, besinlerin ve atıkların değiş-tokuşu için daha az verimli bir yapıya razı olmalıdırlar. Hareket eden suyla doğrudan temas, solungaçlarda kılcal damar çapındaki çoğalışı karşılarsa da, sistemik dolaşımdaki sorun metabolik etkinliğe bir üst sınır getirir.
İnsanda kan akımının izlediği yol süresince, muhtelif başka farklılıklar alana kazanç. Evvel, kalp ile olan uzaklık çoğaldıkça, sistolik ve diyastolik basınçlar arasındaki fark eksilir. Zira atardamar duvarlarının esnekliği kan basıncındaki dalgalanmaları söndürür. Bu, atardamarlardaki döngüsel, darbeli akım karakteristiklerinin, kan, kılcallara ve venlere gelince, yerini sabit süratte bir akıma vazgeçeceği anlamına kazanç.
İkincisi, akım sürati; kan, dallanan atardamarlarda ve arteriyollerde akarken düşme meyli gösterir; sürat kılcallarda en düşük seviyededir ve venüllerde ve venlerde tekerrür yükselir. Akım süratindeki bu farklılıklar, damar sisteminin toplam kesit alanındaki farklılıklardan kaynaklanır.
Doğrusal akım sürati, kesit alanıyla ters orantılıdır. Değişik bir ifadeyle, şayet bir sıvı, bazı yerleri ötekilerinden daha minik kesit alanına sahip bir boru içinde akıyorsa, minik kesit alanına sahip bölgelerde daha süratli, büyük kesit alanına sahip olan bölgelerde ise daha yavaş akacaktır. Aynı kural, boru, bir hayli kola ayrılırsa da geçerlidir. Kesit alanı -rastgele bir bölgedeki tüm kolların toplam kesit alanı- ne kadar büyükse akım sürati o kadar yavaştır. Atardamarlar arteriyollere ve arteriyoller de kılcallara dallandıkça, toplam kesit alanı gelişir ve akım sürati düşer. Kılcallar birleşip venülleri, bunlar da birleşip venleri oluşturdukça, toplam kesit alanı yine küçülür ve akım sürati çoğalır.
Kan venlere eriştiğinde hidrostatik basınç o kadar düşüktür ki, kanı hareket ettirmek için, kalbin atımından doğan basınçtan başka bir ekip mekanizmaların bulunması gerekir. Venlerin duvarı atardamarlardakiyle aynı üç katmanı kapsar; fakat kas tabakası çok daha az gelişmiş olduğundan ve daha fazla bağ doku bulunduğundan, bu duvarlar basitlikle içeri göçebilir. Beden hareket ettikçe, etraftaki kaslar kasılır ve venler üzerine basınç uygularlar. Böylece venlerin duvarı sıkışır ve içlerindeki sıvı ileri doğru itilir. Sıvı sadece kalbe doğru hareket edebilir, zira venlerdeki tek doğrultulu kapakçıklar, sıvının geldiği yere geri dönmesine mani olurlar. Şayet uzun bir süre ayakta hareketsiz durursanız, ayaklarınız şişmeye başlar ve bir bitkinlik hissedersiniz. Bunun sebebi, bacaklarınızdaki kas hareketinin beden sıvılarını yerçekiminin aksi istikamette itemeyecek kadar yetersiz olmasıdır. Şayet ayakta dururken ayaklarınızı ve bacaklarınızı hareket ettirebilir ya da bacak kaslarınızı kumpaslı olarak kasıp gevşetirseniz, bu rahatsız edici bulgular o kadar da aşikar olmaz. Eş olarak, kanın alt ekstremitelerde toplanmasını önlemek için, çağdaş tıp, hastanelerdeki uyuyan hastaların bir an evvel, genellikle operasyondan bir ya da iki gün sonra yürümeye başlamasını ister. Böyle bir kan toplanması, bir bacak veninde bir pıhtı oluşmasına tromboflebit; yatalak hastalarda çok yaygın olan potansiyel bir ölümcül gidişat yol açabilir.

Kanın Pompalanması

Solunum sırasındaki göğüs hareketleri de kanın venler içinde ilerlemesine dayanakçı olur. Nefes alma sırasında göğüs kafesi genişleyince, göğüs boşluğundaki basınç düşer. Böylece, göğüs boşluğu ile bedenin değişik bölgeleri arasında bir basınç gradiyenti oluşur ve kan göğüs boşluğundaki büyük damarlar ve kalp içine çekilir. Buna ek olarak, diyastol sırasında ventriküller de bir dereceye kadar emme uygularlar.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

maltepe escort ataşehir escort idealtepe escort anadolu yakası escort kadıköy escort bostancı escort pendik escort ataşehir escort şişli escort göztepe escort pendik escort kartal escort bostancı escort erenköy escort maltepe escort pendik escort bostancı escort ümraniye escort şerifali escort kartal escort maltepe escort tuzla escort pendik escort anadolu yakası escort acıbadem escort ümraniye escort escort bayan maltepe escort ümraniye escort ataşehir escort kadıköy eskort pendik eskort ataşehir escort ümraniye escort kadıköy escort escort bayan maltepe escort sex hikaye yeni seks hikaye gerçek sex hikaye sex hikaye seks hikayeleri sex hikayesi gerçek sex hikayeleri