Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Kokunun Afallatıcı Tarihi

  • 25 Mart 2021
  • Kokunun Afallatıcı Tarihi için yorumlar kapalı
  • 374 kez görüntülendi.

Koku beş duyumuz içerisinde günlük hayat faaliyetlerimizin olmazsa olmaz tanımlayıcılarındandır. Diğer duyulardan değişik olarak nezaketi, tarihsel, dini, kültürel, felsefi ve bilimsel olarak son derece afallatıcı bir tarihsel maceraya sahiptir. Türkçede koku, sözcüğünün lügat anlamı, “nesnelerden dağılan minik zerrelerin yahut salgıların burun çeperi üzerindeki müşterilerden beyne erişerek ürettiği his” şekline belirlenir. Koku üzerinde yapılan çalışmalar ve […]

Kokunun Şaşırtıcı TarihiKoku beş duyumuz içerisinde günlük hayat faaliyetlerimizin olmazsa olmaz tanımlayıcılarındandır. Diğer duyulardan değişik olarak nezaketi, tarihsel, dini, kültürel, felsefi ve bilimsel olarak son derece afallatıcı bir tarihsel maceraya sahiptir. Türkçede koku, sözcüğünün lügat anlamı, “nesnelerden dağılan minik zerrelerin yahut salgıların burun çeperi üzerindeki müşterilerden beyne erişerek ürettiği his” şekline belirlenir. Koku üzerinde yapılan çalışmalar ve kokunun insan yaşamında aldığı yer , aynı zamanda insanlığın bir hayli bakımdan uygar gelişim serüvenini de özetler. Koku, Latince “fumum” olarak öğrenilir. Fumum sözcüğü ise günlük kullanımda “duman” anlamına kazanç. Bu sözcüğü azıcık daha eşelediğimizde “parfüm” sözcüğünün de Latince yazılışıyla “perfumum” sözcüğünden geldiği görülür. Bu sözcükte daha çok duman biçiminde yükselerek dağılan şeyler için kullanılır. Bugün parfüm sözcüğünün “dağılan duman” anlamında kullanımı hayli afallatıcı olacaktır.

Kokuların dünyasına dair ilk çalışmayı Atinalı Theophrastus yapar. Theophrastus nebatlar ve kokuları üzerine yaptığı çalışmalarla “Botaniğin Babası” unvanını alır. Theophrastus’un kokulara ve nebatlara olan isteği aynı zamanda talebesi olan Makedonyalı Büyük İskender’i de tesiri altına alır. Büyük İskender, dünya tarihini şekillendiren tanınmış Asya seferi sırasında karşılaştığı tuhaf nebatları ve kokulu nesneleri öğretmeni Theophrastus’a yollar. Theophrastus bu nesneler üzerinde yaptığı analizlerini dokuz ciltlik “De Causis Plantarum” Nebatlar Üzerine Analizler ve iki ciltlik “De Historia Plantarum” Nebatların Tarihi Hakkında adlı yapıtlarını yazar. Theophrastus’un yazdığı bu yapıtlar günümüze kadar koku ve nebat uzmanlarının esas müracaat kaynağı olmuştur. Theophrastus’un çalışmaları Roma uygarlığı üzerinde de derin tesirler vazgeçerek Romalı kültüründe kokuyu özel bir çalışma alanına dönüştürür. Roma hamamlarından saraylarına, kumaş yapımevilerinden kiliselerine kadar her yerde koku özel bir taşıt olarak kullanılır.

Kokunun canlılar üzerindeki tesirlerini insanlar çok daha önceki zamanlardan itibaren keşfetmiş ve bunu sanki eczacılığın gerek tıbbi gerekse de kozmetik alanındaki bir çalışma sahası olarak görmüşlerdir. Tıbbi ve estetik kaygıların yanında kokunun ayinsel tesiri de dinler açısından kokuyu üzerinde durulan ehemmiyetli mevzu haline getirmiştir.

Kokunun Şaşırtıcı TarihiKoku tuhaf biçimde duygusal geçiş sağlaması bakımından gerek ikna gerekse de manipülasyon için son derece ergonomik bir çalgıdır. Misalen, pozitif tesir vazgeçen bir koku sayesinde makûs bir civara dair algıları pozitife çevirmek muhtemeldir. Kokunun bu özelliği onu ayinlerin ve her dinden mukaddes mekanın bırakılmazı kılmıştır. Müslüman mimarlar, hoş kokulu maddeleri cami inşaatı sırasında minare harcına ilave ederek güneş ısısıyla koku moleküllerinin aktive olmasından dağılan kokuyu rüzgarın peşine takarak cami çevresinde güzel kokulu bir etraf sağlamışlardır.

Evliya Çelebi bu tekniğe uygun bir çalışmayı AmidaDiyarbakır seyahati sırasında nakleder. İpariye Camii’nin inşaatında minare harcına “misk” tozu ilave edilir. Evliya Çelebi, özellikle sabah gün doğumuyla beraber sabah ezanına imani bir kokunun eşlik edip müminleri mest ettiğini aktarır.

Yeniden her cami etrafında mini botanik bahçeleri örneği envai çeşit kokulu nebatın ekilmesi İslam mimarisi kokunun pozitif tesirinde yararlanılması açısından tesirli bir ayrıntıdır. Bunun yanı gizeme İslam’da kokulara özel bir yer ayrıldığı görülür. Kur’an’da ve bir hayli hadiste safrandan, öd ağacına, miskten, kafura kadar bir hayli kokudan sıfat olarak bahsedilir. Peygamberimizin İmam Nesai’nin “İşretü’n- Nisa adlı yapıtında naklettiği üzere şöyle bir lafı olduğu dedikodu edilir: “Bana bu dünyadan koku ve bayan beğendirildi. Gözümün nuru ise namazda kılındı.” Bu laf gerek İslam dininde gerekse de Arap cemiyetinde kokunun önemli bir unsur olduğunu gösteriyor.

İslam dininin yanı gizeme uygarlığın en daha önceki kültürlerinden ve dinlerinden biri olan Yahudilik ve onun yeni bir perspektifle halefi sayılan Hristiyanlıkta koku, insanların hayatında çok istikametli bir ehemmiyete sahiptir. Yahudiler Mısır‘daki esirlik senelerinden çıktıklarında birlikteleri muazzam bir ananeyi de getiriyorlar. Yahudilikteki bu derin koku kültürü, akustiklerini Tevrat’ta da göstermektedir. Tevrat’ta detaylı parfüm tariflerinin yer alması, kokunun Yahudilikteki önem ve yaygınlığını gösterir. İbraniler için üretilen yağların kaliteyi, aynı zamanda cemiyetteki statüleri de karakterize eden bir role sahiptir. Bu anlamda günümüzde “mesh yağı” olarak öğrenilen terkip , yalnızca asil katmandan yüksek din adamlarının kullandığı bir kokudur. Mesh, İbranicede “ovmak, tatbik etmek” anlamlarında kullanılıyor. Bu bakımdan sıkça kullandığımız “masaj” sözcüğünün de mesh sözcüğünden gediği tezi güçlü bir doğruluk taşımaktadır. İbranicede “mişah” telaffuzuyla kullanılan “mesh” sözcüğü yüksek dini payeye sahip insanların kullandığı bir terkipti. Bu terkip sürülerek kutsanan şahsa des “mesih” denilmekteydi. İşte burada kokunun esrarlı macerasında afallatıcı kapılardan biri daha açılmış olur. Hz. İsa için kullanılan bu sıfat, Yunancaya geçerken aynı anlam karşılanacak biçimde “khrein” ve mesh edilen şahıs anlamında da “khristos” diye çeviri edilir. Nihai olarak İngilizceye de “Christ” başka bir deyişle bugünkü Hristiyan inanç hüviyetini karşılayacak biçimde geçerek tüm dünyaya da böyle dağılmış olur. Özel bir kokunun hem Yahudilik hem de Hristiyanlık için mukaddes bir leitmotif kaliteye sahip olması oldukça donakaltıcıdır. Koku, sonraki senelerde de Hristiyanlığın esaslarına nakşeden bir roldedir. Bugün kiliselerde çevreye dağılan ve insan zekasında dinsel inanışa uhrevi bir ebat kazandıran tanınmış kokunun ayrı bir öyküsü mevcuttur. Hazreti İsa doğduktan Kokunun Şaşırtıcı Tarihisonra babasız olarak dünyaya gelmesi nedeniyle insanlar bunun bir mucize olduğuna inanarak akın akın onu ziyarete gelmişlerdir. Bu ziyaretlerde onun mukaddesliğine hürmeten muhtelif armağanlar sunmaktaydılar. Üç falcının ziyareti ise Hristiyanlık tarihi açısından kokunun yerine dair özel bir anane oluşturmuştur. Bu üç falcıdan biri “altın”, öbürü,”mürüsafi”balsam ağacının saf ve acı zamkı ve sakızıdır, öbürü ise “günlük ağacı”sığla ağacı veya yağı armağan eder. Altın haricinde armağan edilen diğer koku maddeleri günümüz çerçevesinde değerlendirildiğinde sıradan şeyler olarak görülebilir. Ancak her iki madde de devrinde altından daha pahalı armağanlar olarak bedel görmekteydi. Mevzuya dönecek olursak, armağan edilen bu her iki maddenin kokuları harmanlanarak o günden bugüne kiliselerin mütemmim cüzü haline kazanç. Kiliselerin büyüleyici uyum ve müminler üzerinde vazgeçtiği mukaddes tesirde kokunun yeri bir defa daha hayati bir yer edinir.

Uygaryet tarihinin her devrinde büyüyen her şeyle beraber kokunun macerayı da değişik öykülerle devam eder. Günümüzün gerek peyzaj sanatı gerekse de kozmetik ve hijyen malzemeleri sanayisinin başta gelen kokusu lavantanın tuhaf bir öyküsü vardır. Pek çok çiçekte olduğu gibi lavantanın da nezaketi arka tasarılı bir adı olmasını beklersiniz ama değil. Lavanta çiçeğinin adı Latincede “yıkamak, arınmak” mantığındaki “lavare” sözcüğünden kazanç. Romalılar devrinde insanlar yıkadıkları çamaşırları hoş koksun diye çamaşır suyunun içine bu çiçeği atarlarmış. Çamaşırlar üzerinde hoş ve güzel bir koku vazgeçtiği için de o günden bugüne bu çiçek de “lavanta” olarak literatüre yerleşmiştir.
Koku sadece çiçeklere, mukaddeslik taşıyan inanç sistemlerine değil değişik çokça vaziyete de ad olmuştur. Türkçede sıtma olarak öğrenilen “malaria” hastalık Latince mülkmakûs, ariahava sözcüklerinin birleşmesinden doğmuştur. Zamanın inanışına göre bu hastalığın hakikat nedeni s dağılan makûs hava imiş ve buna atfen de mevzubahisi hastalık bu adla anılır olmuş. Bugün Fransızca ve İspanyolcada “yaşam bayanı” anlamında kullanılan “putain” sözcüğü de böyle bir inanışın yapıtı olarak dile yerleşmiştir. Kelime “çürük kokmak” mantığındaki “putris” sözcüğünden türeyerek makûs akışkanların ve arsızlığın dağıldığı insanlar olduğu düşünülen s yaşam bayanlarını ifade eder olmuştur. Sanayi devrimiyle beraber her şeyde olduğu gibi koku yapımında da fabrikasyon devreye girerek nitelikli koku sahibi olmanın yalnızca zenginlerin edinebileceği bir şey olmaktan çıkmasına vesile oluyor. 1700’lü yılardan itibaren Almanya‘da kimya alanında başlayan sanayileşme çabaları koku sanayisinden s milletin de kapsamlı bir biçimde yararlanmasının önünü açıyor. Bugün kolonya olarak bildiğimiz ve her konutun olmazsa olmazlarından olan aromatik kokular. Fabrikasyon biçiminde ilk kez Almanya’nın Köln kentinde üretilmiştir. Nitekim kolonyanın ilk adı, üretildiği yere atfen “Kölnische Wasser” olarak öğrenilir. Üretilen bu kolonya limon kolonyasıdır. Alman kimya sanayisinden evvel koku üreticileri, istedikleri aromatik maddeleri bulmak için ummanlardaki uzak adalara giderken bilimin sunduğu ihtimaller sayesinde buna gereksinim kalmamıştır.

Kokunun Şaşırtıcı TarihiKoku, orijinal kişiliği ve her cins gidişata dair hakikatliği dışa vurması bakımından da kolluk güçleri için ehemmiyetli bir mevzu olmuştur. Bu anlamda uyuşturucuyla gayretten, terörizme, insan firariciliğinden, iz sürmeye kadar bugün adli bilimlerin karşılaştığı bir hayli problemin kilit noktasını koku etkeni tanımlar.

Koku aynı zamanda canlılar dünyasının bir haberleşme taşıtı olarak muhteşem bir sinyal vasıtayıdır. Nebatlardan diğer bir hayli canlıya kadar koku sayesinde haberleşen canlılar safhanın saklı diliyle var olurlar.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

maltepe escort ataşehir escort idealtepe escort anadolu yakası escort kadıköy escort bostancı escort pendik escort ataşehir escort şişli escort göztepe escort pendik escort kartal escort bostancı escort erenköy escort maltepe escort pendik escort bostancı escort ümraniye escort şerifali escort kartal escort maltepe escort tuzla escort pendik escort anadolu yakası escort acıbadem escort ümraniye escort escort bayan maltepe escort ümraniye escort ataşehir escort kadıköy eskort pendik eskort ataşehir escort ümraniye escort kadıköy escort escort bayan maltepe escort sex hikaye yeni seks hikaye gerçek sex hikaye sex hikaye seks hikayeleri sex hikayesi gerçek sex hikayeleri