Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

MikroRNA ve MRNA Bozunması

  • 16 Nisan 2021
  • MikroRNA ve MRNA Bozunması için yorumlar kapalı
  • 712 kez görüntülendi.

Akciğer kanseri LC, dünya çapında bayan ve erkeklerde kansere bağlı vefatların ilk sebeplerinden biri olmaya devam etmektedir. 2020 senesinde, yalnızca Amerika Birleşik Devletleri’nde LC’ye bağlı takribî 228.820 yeni hadise ve 135.720 vefat bildirilmiştir. LC, minik hücreli olmayan akciğer kanseri NSCLC ve minik hücreli akciğer kanseri SCLC olarak kategorize edilir. Bu iki ana alt tip, apaçık […]

Akciğer kanseri LC, dünya çapında bayan ve erkeklerde kansere bağlı vefatların ilk sebeplerinden biri olmaya devam etmektedir. 2020 senesinde, yalnızca Amerika Birleşik Devletleri’nde LC’ye bağlı takribî 228.820 yeni hadise ve 135.720 vefat bildirilmiştir. LC, minik hücreli olmayan akciğer kanseri NSCLC ve minik hücreli akciğer kanseri SCLC olarak kategorize edilir. Bu iki ana alt tip, apaçık intra-ur heterojenitesine sahiptir, ayrıca değişinimlere ve itici eforlara göre sınıflandırılır. Bu hastalığın çoğunluğu adenokarsinom, skuamöz hücreli karsinom ve büyük hücreli karsinomu kapsayan NSCLC kategorisine girer. Olayların takribî % 10-15’i SCLC’ye aittir ve SCLC-A, SCLC-N, SCLC-Y ve SCLC-P alt tipleri olarak kategorize edilir. Son yirmi senenin istatistikleri, NSCLC için 5 senelik sağkalımın % 20’den az ve SCLC için takribî % 5 olduğunu göstermiştir.
NSCLC’de kastetme için rutin olarak incelenen onkojenlerden kimileri, Kirsten sıçan sarkomu viral onkojen homologu KRAS, epidermal sihrime etkeni reseptörü EGFR ve ekinoderm mikrotübül ile ilişkili protein eşi 4-anaplastik lenfoma kinazı EML4-ALK kapsar. SCLC’de yer alan genler arasında poli [ADP-riboz] polimeraz PARP, delta eşi protein 3 DLL3, aurora kinazlar ve vasküler endotelyal sihrime etkeni VEGF bulunur. Akciğer kanseri hastalarının takribî % 30’u, aktive edici KRAS değişinimlerini barındırır, bu da onu LC rehabilitasyonu için potansiyel bir ilaç amacı haline getirir. Bununla beraber, ilaçları amaçlayan mutant KRAS, uzun senelerdir geliştirilmekte ve günümüzde muayenehane deneylerde değerlendirilmektedir. Benzer biçimde, EGFR değişinimlerini barındıran hastalarda tirozin kinaz inhibitörleri ile rehabilitasyon, genel sağkalımı OS iyileştirmede oranla tesirsiz olmuştur.MikroRNA ve MRNA Bozunması
SCLC rehabilitasyonlarında da eş boşluklar vardır, misalin, çoğu hasta kemoterapilere karşı mukavemet geliştirir ve reseptör antijenlerinin kısıtlı ekspresyonu PD1 / PD-L1 sebebiyle, immünoterapiler dar bir etkinlik aralığı gösterir. Halen mevcut terapötik yaklaşımların zafersizliğinin ana sebebi, gen değişinimleri, kanser kök hücreleri, onkojenlerin fazla ekspresyonu ve ur baskılayıcı genlerin silinmesi veya inaktivasyonu ile ilişkili ilaç mukavemetinin büyümesidir. Ortaklaşa neticeler, LC hastalarını kurtarmak için sınanmış ve doğrulanmış terapötik rejimin beceriksiz olduğunu ve beklenen olmaya devam ettiğini göstermiştir. Bu sınırlamaların üstesinden gelmek için, RNA interferansı RNAi ve RNA tabanlı terapötikler alanında süratle gelişen bir alaka vardır. Zira birkaç çalışma, spesifik genlerin susturulmasının veya terapötik proteinlerin fazla ekspresyonunun immünoterapi veya kemo ile tesirli bir kombinasyon usulü olarak hizmet edebileceğini göstermiştir.
Son senelerde, RNA terapötiklerinin kemoterapi ve immünoterapi ile kullanımına tesirli olmuştur ve değişik kanser rehabilitasyonlarının geliştirilmesi için etkin bir araştırma noktası olarak ortaya çıkmıştır. Adaptif hücre transferi ACT terapisinin kendiliğindene teslim eden RNA interferansı RNAi ile kombinasyonu, proteinlere çevrilmeden evvel alakalı mRNA’ları indirgeyerek hakimiyet noktası proteinlerinin ekspresyonunu alt regüle etmek için geliştirilmiştir. Bu kombinasyonlar ayrıca ilaç mukavemetinin üstesinden kazanç ve kemo ve immünoterapinin faalliğini geliştirir. RNA terapötikleri, gen susturma ve fazla ekspresyon, enzim kinetiğinin manipülasyonu, duyarlılaştırma ve immün aktivasyon dâhil olmak üzere bir hayli yolu modüle edebilir. Ek olarak, kodlamayan RNA’lar alanındaki ilerlemeler, bunların banal hücre fizyolojisi veya değişik moleküler yolakların tertip edilmesindeki rolünü ortaya koymuştur. Ayrıca muhtelif patolojilerde kodlamayan RNA’ların doğrudan rolünü gösteren çalışmalar, RNA tabanlı terapötiklerin gelişimini desteklemiştir.

MikroRNA’lar

MikroRNA’lar miRNA’lar veya miR’ler, stabiliteyi tertip ederek veya mRNA bozunmasını indükleyerek endojen RNAi’yi tetikleyen kısa kodlamayan RNA’lardır. MiRNA’lar, hücre döngüsü ilerlemesi, kanser gelişimi ve ilerlemesi, metabolizma, diyabet, bulaşıcı hastalıklar, adale distrofisi ve bağışıklık dâhil olmak üzere muhtelif fizyolojik ve patofizyolojik ilerlemelerde muhtelif rollere sahiptir. Bu sebeple miRNA’lar, zannedilen ilaç maksatları için ehemmiyetli bir sınıftır. MiRNA’ların biyojenezi sistematik bir süreci izler. İlk veya ilk miRNA zinciri çekirdekte kopyalanır. Birincil miRNA zincirine defineli olan miRNA firkete yapısı DROSHA ve DICER her ikisi de RNase III ailesine aittir tarafından sırayla işlenir ve sonunda 21-22 nükleotidden oluşan olgun bir miRNA olarak ortaya çıkar. Olgun miRNA dizisi daha sonra RISC kompleksine yüklenir ve gaye genin 3′-çevrilmemiş bölgesi UTR ile bağlanarak gen ekspresyonunu modüle eder. Gen ekspresyonunun inhibisyonu doğrudan miRNA’nın gaye mRNA’nın bitiriciliğine bağlıdır.
MikroRNA ve MRNA BozunmasıMiRNA’lar, gen ekspresyonunun inhibisyonuna ek olarak, transkripsiyonel regülasyonu da modüle eder. Son çalışmalar, miRNA’ların değişik genlerin promoter bölgesindeki CpG adalarının metilasyonunu tertip ettiğini ve böylece epigenetik modifikasyonlar yoluyla doğrudan transkripsiyonel tertip etmeleri tertip ettiğini göstermiştir. MiRNA ve siRNA için ilk tesir modu eştir, zira her ikisi de kastedilen gen susturma için RISC kompleksi oluşturur. Temel fark, siRNA’ların % 100 bitiricilikle bozulmuş veya mRNA tercümesini inhibe etmesi, dolayısıyla gaye spesifikliği bütün olarak takip etmesidir. Buna karşılık, miRNA’lar genellikle beceriksiz bitiricilikle bağlanır ve dilimleyiciden bağımsız yollar aracılığıyla gen susturma reelleştirir. MiRNA’lar, mRNA’nın 3′-UTR’sini amaçlar, gen ekspresyonunu bastırır veya stabilitesini eksiltir. Zira miRNA’lar düşük bitiricilikle hareket edebilir, bu sebeple, birden fazla maksatları olabilir. Ancak ilk güvenlik hakimiyeti, hatalı baz eşleşmesinin hudutlandırılmasıdır ve aksi takdirde, bir miRNA binlerce geni etkileyebilir.
Eksantrik bir biçimde, Ankara Sanayi Odası’lar RISC kompleksindeki minik RNA moleküllerine doğrudan bağlanarak miRNA inhibisyonu için geliştirilmiş ve kullanılmıştır, bu Ankara Sanayi Odası’lar antagomirler veya anti-miR’ler olarak öğrenilir. SPC3649 olarak da öğrenilen Miravirsen, kronik hepatit C virüsünü HCV rehabilitasyon etmek için planlanmış ilk anti-miRNA ilacıdır ve karaciğere has miR-122’nin etkinliğini amaçlar. HCV RNA’nın 5′-UTR’si, miR-122 için viral RNA’yı stabilize eden iki bağlanma bölgesinden oluşur. Miravirsen, miR-122’yi sekestre ederek bu bağlanmayı inhibe ederek onu eksonükleaz degradasyonu için hazır hale getirir, replikasyonu eksiltir ve böylece viral yükü eksiltir. Bununla beraber, yeni değişinimlerin büyümesiyle beraber hasta serumunda viral iyileşme ve Miravirsen’e mukavemet kollanmıştır. Benzer biçimde, başka bir anti-miR ilacı olan RG-101, miR-122’ye karşı planlanmış Regulus Therapeutics tarafından ve HCV enfeksiyonlarını hakimiyet etmek için kullanılmıştır, ancak muayenehane çalışmalarda genel neticeleri iyileştirmede zafersiz olunmuştur. MikroRNA ve MRNA BozunmasıBenzer biçimde, RG-101, miR-122’nin bağlanma bölgelerindeki HCV genomunun 5 ‘UTR’sinde ikamelerle beraber viral geri tepmeyi indüklemiş ve mukavemet geliştirmiştir. Başka bir muayenehane çalışmanın neticeleri, RG-101 ile rehabilitasyonun, HCV enfeksiyonunu hakimiyet eden natürel öldürücü NK hücre popülasyonunu geri yüklediğini ileri sürülmüştür. Yakın zamanda yapılan bir muayenehane çalışma, HCV hastaları için, RG-101 ve GSK2878175’in nükleozid olmayan bir NS5B polimeraz inhibitörü kombinasyon rejiminin, tek seferlik bir rehabilitasyon geliştirme potansiyelini ortaya koymuştur. Bazı gruplar ayrıca kanser, böbrek ve öteki hastalıklar için miR-21, miR-17, miR-155 ve miR-29’a karşı anti-miR ilaçlar geliştirmektedir. Bu miRNA’lar özellikle miR-21, akciğer kanseri yaradılışında, ilerlemesinde ve metastazında muhtelif bir role sahiptir, bu sebeple bu anti-miR’ler, akciğer kanseri için tesirli bir terapi olarak da kullanılabilir. Sterik blok Ankara Sanayi Odası’lar da spesifik miRNA’ları kastetmek için geliştirilmektedir. Bu oligonükleotidler, miRNA’ların gaye mRNA ile tertip edici etkileşimlerini maniler, böylece hastalıklara has miRNA’ların etkinliğini alt regüle etmek için ehemmiyetli bir strateji sağlar. Bununla beraber akciğer kanseri rehabilitasyonlarında anti-miRs / Ankara Sanayi Odası’ların alakalı raporlarının ve çıkarımlarının detayları olarak incelenmelidir.

Bibliyografi:
doi.org/10.3322/caac.21590
ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC5376066/
researchgate.net/publication/333089303_Site-specific_replacement_of_phosphorothioate_with_alkyl_phosphonate_linkages_enhances_the_therapeutic_profile_of_gapmer_ASOs
sciencedirect.com/science/article/pii/S2162253117302408
springer.com/article/10.1186/s12943-021-01338-2

Yazar: Özlem Güvenç Ağaoğlu

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

maltepe escort ataşehir escort idealtepe escort anadolu yakası escort kadıköy escort bostancı escort pendik escort ataşehir escort şişli escort göztepe escort pendik escort kartal escort bostancı escort erenköy escort maltepe escort pendik escort bostancı escort ümraniye escort şerifali escort kartal escort maltepe escort tuzla escort pendik escort anadolu yakası escort acıbadem escort ümraniye escort escort bayan maltepe escort ümraniye escort ataşehir escort kadıköy eskort pendik eskort ataşehir escort ümraniye escort kadıköy escort escort bayan maltepe escort sex hikaye yeni seks hikaye gerçek sex hikaye sex hikaye seks hikayeleri sex hikayesi gerçek sex hikayeleri