Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Teleskopların Gözüyle Derin Uzayda Gezegenler Nasıl Keşfediliyor?

  • 12 Mart 2022
  • Teleskopların Gözüyle Derin Uzayda Gezegenler Nasıl Keşfediliyor? için yorumlar kapalı
  • 67 kez görüntülendi.
Teleskopların Gözüyle Derin Uzayda Gezegenler Nasıl Keşfediliyor?

Bu teknikte Yıldız’ın önünden geçen bir gezegen ışığında azalmaya neden olur. İzleme sırasında duyarlı Işık ölçümleriyle yıldızın dışındaki farklılıklar araştırılarak etrafında gezen Bir gezegenin varlığı belirlenebilir. Bu yöntemin Radyal Sürat tekniği ve astronomi tekniğine oranla avantajları çok daha fazladır. Geçiş yönteminde Bir gezegenin büyüklüğü başka bir deyişle çapı öğrenilebilir o gezegen için çok ehemmiyetli bir ipucudur. Bir gezegenin büyüklüğü Radyal Sürat yöntemi kullanılarak da kütlesi belirlenirse öte gezegenin yoğunluğu öğrenilebilir. Sonrasında da fiziki yapısı Kayalık mı gazlımı ummanla mı kaplı ya da su olma ihtimali gibi hakkında birçok balakalar edinilebilir. Bu teknikte gezegenin atmosferdeki gazlar ve bileşenleri de öğrenilebilir. Bir misalle gezegen Yıldız’ın önünden geçerken atmosferindeki gazlar Yıldız ışığının taç çizgilerinden bazılarını soğurur bu çizgilerin yeri ve kalınlığı gezegen atmosferindeki gaz ve teşebbüslerini göstermektedir.

Bu teknikte elde edilen bir öbür ehemmiyetli Detay da gezegenin atmosferinden geçen ya da üstünden yansıyan yıldız ışığının kutuplanması. Başka Bir Deyişle pozisyonunu ölçülerek de hem gezegenin varlığı hem de atmosferinin varlığı belirlenebilir. Ayrıca gezegenin ışımasıda ölçülebilir. Gezegenin yıldızının arda geçtiği sıradaysa yıldızın parlaklık değeri geçiş evveli ya da sonrası alınan değerlerden çıkarılırsa kalan bilgiler yalnızca bu gezegene aittir.

Alınan bu bilgilerle de gezegenin yüzey sıcaklığı hatta üzerinde Bulut yaradılışının muhtemel izleri belirlenebilir HD 200 9458 gezegeni bu yöntemle keşfedilmiş hakkında birçok şey öğrenilebilmiştir. Bu gezegen dünyamızdan 150 ışık seneyi uzaklıktadır. Jüpiter’in 1,3 katı, kütlesi ise Jüpiter gezegeninin üçte bcerahatten daha azdır. Kabaca yörünge uzaklığı Güneş sistemimizdeki Merkür’şan güneşe uzaklığının 8’de 1’i kadar. Gezegenin yörünge süreci ise 3,5 gündür yolyan cinsi bir gaz devi gezegendir. Yörüngesinin bir kısmı bir tabirle dünyaya baktığında 1999 senesinde gezegen yıldızının önünden geçerken gözlemlenebildi. Başka Bir Deyişle transit geçiş yöntemi ile bu geçiş neticeyi yıldızın görünür parlaklığı Her üç buçuk günde bir takribî %2 eksilmektedir. 2013 senesinde ise Hubble uzay Teleskobu ile yapılan gözlemlerle atmosferinin yıldızına yakınlığından dolayı buharlaştığı ve kuyruklu yıldıza benzer bir grup oluşturduğu belirlendi. Ayrıca gezegenin atmosferinde oksijen ve karbon tespit edilmiştir. Sonrasındaysa uzay Teleskobu ile aynı teknikle yapılan gözlemde yüzey sıcaklığı 860 derece olarak ölçüldü. 2007 seneyi nisan ayında Hubble Uzay Teleskobu gezegenin atmosferinde Ayrıca büyük ölçüde su buharı tespit etmiştir. Aynı teknikte bulguyu yapılan bir öbür gezegende TRES-1B bu gezegende Libra ekipyıldızında bize takribî 523 ışık seneyi uzakta. Bu gezegende yıldızına çok yakın yolyan sınıfı bir gaz devi yüzey sıcaklığı 726 derece. ışıması 0.14 aralığında bu gezegenler için çok düşük bir değer. Başka Bir Deyişle bu gezegen son derece karanlık Transit geçiş tekniği dışında radyoloji tekniği kullanılarak gezegenin kütlesi de tespit edildi.

Teleskopların Gözüyle Derin Uzayda Gezegenler Nasıl Keşfediliyor?Aynı teknikle bulguyu yapılan bir başka gezegende Fransa’nın uzayda bulunan uydusu ile yapıldı. Hiç şüphesiz NASA’nın 2009 senesinde uzaya fırlattığı Kepler Teleskobu Transit geçiş yöntemi ile gezegen keşfetme de bir numara. Bu teknikle kepler teleskobundan alınan bilgiler bize galaksimizdeki gezegenlerinin çoğunun dünyayı yakın kütlelerde ufak gezegenler olduğunu ve bunlardan yıldızlarının akışkan suyu var olabileceği uzaklıklardaki yaşam kuşakları içinde olanlarının sayısının çok fazla olabileceğini gösterdi. Ayrıca Transit Geçiş Yönteminin dezavantajları da var. Bunlardan bkocaman gezegen bulunabilmesi için gezegeni yörünge düzlemini gözlemcinin görüş çizgisi ile aynı düzlemde olması gerekmesi. Başka Bir Deyişle izleyicinin yörüngeyi sadece kenarından bir çizgi halinde izleyebilmesi gerekir. Öyle bir dizilim ihtimali ise çok düşük.

Bir gezegenin yıldızının ekvatoru izleyerek geçiş yaparken izlenebilme ihtimali de matematiksel olarak yıldızın çapının, gezegen yörüngesinin çapına olan oranı ile belirleniyor. Ufak yörüngelere sahip gezegenlerin ancak yüzde on kadarı yıldızın Ekvator düzlemini izleyerek geçiş yaparken gözlenebiliyor bu sebeple keşif olayı daha büyük yörüngeli gezegenler için daha da süratli oluyor. Güneş’imiz benzeri bir yıldızda dünyamızın Güneş’e olan uzaklığını düşünürsek başka bir deyişle bir astronomik birim ya da 150000000 km kadar uzaklıktan benzeri bir biçimde istenebilir bir Transit geçiş yapması ihtimali %47. Ancak binlerce hatta surat binlerce yıldızı bir anda gözlemleyen transit geçiş aramalarında bulunan gezegenlerin sayısı Radyal Sürat Yöntemi ile keşfedilenlerin sayısından çok daha fazla. Başka Bir Deyişle bir değer dezavantajda işte burada. İzlenen gezegenlerin hangi yıldıza ait olduğu belirlenemiyor. Dolayısıyla da bu tekniğin eminliğine dolayısıyla da bu tekniğin eminliğinin bütün olabilmesi için keşiflerin Radyal Sürat Yöntemi ile de araştırılarak neticenin doğrulanması gerekiyor. Burada ehemmiyetli bir mevzudan da bahsetmek gerekirse, NASA 13 Haziran 2018’de uzaya yeni bir uydu fırlatmıştı ve başarılı bir biçimde yörüngeye yerleştirdi. Bu geçiş yapan gezegen tarama uydusu Tess bir cins Kepler uzay teleskobunun devamı kalitesinde olan Tess’in en büyük farkı takribî 500 kat daha fazla alanı tarayabilmesi. Kepler galaksimizin belli bir bölgesini tarayabiliyordu. Tess belki de Kepler’in göremediği yerlerine de bakabilecek test uzay vasıtayı ile izlemeler geçiş yöntemi kullanılarak yapılacak. Kısacası Tess, uzayda hayat arayışında insanlığı bir adım daha ileri götürüyor.

Radyal Sürat Yöntemi

Uzayda kütle çekimine bağlı olan iki gök cismi yıldız yerine ortak bir kütle çekim merkezine etrafını gezer. Ancak yıldızın kütlesi çevresindeki gezegenler den büyük olduğu için kütle çekim merkezi yıldızın yörünge çapının içinde kalır. Bu gidişatta yıldıza kendi içinde ufak çaplı bile olsa bir yörüngeye sahiptir. Yıldızın hareketinde döngüsel bir sapma oluşturur. Şayet bu sapma hareketi görüş alanındıysa yıldız gözlemciye göre çok az bir biçimde yanaşıp uzaklaşır ve bunu kumpaslı aralıklarla yapar. Bu da Yıldız’ın safhasında ufak farklılıklara neden olur. Bu gidişatta çok duyarlı algılayıcılarla yıldızın ışığındaki bu kumpaslı kaymaları saptayan gökbilimciler etrafında dolanan bir gezegenin varlığını da belirleyebilirler. Bu spektrometre başka bir deyişle Tayf ölçer sınan bir aygıtta yapılıyor. Bu aygıtların en gelişkinleri saniyede 1 metre ölçeğindeki sürat metamorfozunu bile saptayabiliyor. Doppler spektroskopisi başka bir deyişle tayf ölçümü olarak da bilinen bu teknik gezegen keşiflerinde kullanılan en başarılı yöntemlerden bkocaman.

Kepler Teleskobu faaliyete geçmeden evvel Güneş sistemimizin ötesindeki gezegenlerin büyük bvefatı bu yöntemle bulunmuştu ancak yöntem güneşderi sadece 160 ışık senesine kadar uzaklıktaki yıldızların araştırılmasında kullanılabiliyor. Bu yöntemle yıldızına yakın yörüngelerde dolanan büyük kütleli gezegenler büyük çoğunlukla gaz devlere Özellikle de gaz devleri kolayca bulunabiliyor ancak çok uzaklarda olan gezegenlerse senelerce süren gözlemler neticeyi bulunabiliyor. Bu yöntemde Bir yıldızın kütlesi de yüzeyinden yaydığı ışığın tayfı sayesinde de belirlenebiliyor. Sebebi ise yaydığı ışığın rengi yüzey sıcaklığının bir göstergesi. Yıldız yaradılışı ve gelişimi ile ilgili yapılan simülasyon ve modellemelerle Yıldız’ın sıcaklığından kütlesi yaşı ve kimyevi içeriğinin hesaplanmasını sağlıyor.

Bu yöntemin bir beceriksiz yanı ise gezegenlerin ancak en az seviyede kütlesini belirleyebilmesi. Muhtemel gerçek kütlesi ise bu değerin yüzde yirmi üzerinde veya altında olabiliyor. Şayet izlenen gezegenler görüş çizgimize dike yakın olursa, başka bir deyişle bu biçimde yörüngelerinde dolanıyorlarsa belirlenen kütlesi aslına çok daha yakın oluyor. Başka Bir Deyişle Güneş Sistemi’miz deki Uranüs gezegeninin yörüngesi gibi.

Radyal Sürat Yöntemi, Transit Geçiş Yöntemi’nde de anlattığımız gibi gezegen keşiflerini doğrulamak için de kullanılıyor. her iki yöntemle birlikte kullanıldığında varlığı belirlenen gezegenlerin kütlesi de duyarlı bir biçimde ölçülebiliyor.

Kütle Çekimsel Mercek Yöntemi

Bir an için düşünelim çok güçlü bir Teleskobu muz var ve bir yıldız çevresinde bir gezegen arıyoruz. Yıldızın arka tasarısındaki yıldızlardan bkocaman da görüş alanımız içinde izleme yaparken aniden arkadaki yıldızın ışığını bir vakit parlaklaştığını ve bir vakit sonra daha önceki parlaklığına döndüğünü görüyoruz. Bu gidişatta gezegeni daha sistematik biçimde arayabiliriz. Zira farkında değilsiniz ancak burada bir mikro mercekleme olayı oldu. Arkadaki yıldızdan gelen ışıkta görüş doğrultumuzdaki bir cisim kütle çekimi sebebiyle büküldü. Burada Einstein‘ın genel Görelilik Teoriyi’na göre kütle çekimi diye idrak ettiğimiz şey kabaca uzay zamanın çarpıklığının bir tesiri. Kütlesi olan her cisim uzay zamanı büküyor. Arkadaki yıldızdan gelen Işık fotonları da bu bükülmüş uzayın çarpıklığını izleyerek güzergah değiştiriyor. Bu gidişatta daha fazla sayıda foton izleme istikametimize doğru gelmeye başlıyor. Oraya odaklanıyor neticesinde da arkadaki yıldızın parlaklığında çoğalış oluyor. Kısacası mikro mercekleme Einstein’ın ünlü olan ve birçok kere gözlemle doğrulanmış olan kütleçekimsel mercekleme olgusunun bir cinsi. Bu tekniğin bir dezavantajı ise mikro mercekleme olayının tekrarlanamayan bir seferlik bir olgu olması analiz için yeterli zaman bırakmaması. Ayrıca ortaya çıkan gezegenler çok uzaklarda olduklarından bulguyu değişik yöntemler kullanılarak bütün anlamıyla doğrulanamaması.

Uzaydan Yapılan Gözlemler

Uzaydan yapılan gözlemler neticesinde çok daha duyarlı keşifler yapılabiliyor. Biraz evvel anlattığımız ve anlatacağımız teknikler hem yer hem de uzay teleskopları ile olası. Bir Transit Geçiş Tekniği ile gözlem düşünelim. Şayet bu izleme uzaydan yapılacak olursa çok daha emin neticeler alınabilir. Sebebi ise atmosferin görüntü bulutsuları olmadığı gibi gözlem vasıtaları atmosferden geçemeyen kızılötesi dalga breylerinde kullanabiliyor. Uzaydan yapılacak gözlemlerle dünya benzeri kayalık gezegenlerin bulgusunun ötesinde bu gezegenlerin atmosfer yapılarının araştırılması ve yaşam işaretleri incelenmesi açısından da çok ehemmiyetli.

Astrometri Tekniği

İzlenen bir yıldızın bir ifadeyle, gözlemciye doğru değil de yanlara doğruysa başka bir deyişle gezegenin yörünge düzlemi bakış açımıza göre dikse astrometri yöntemi kullanılır. Yıldızın ortak kütle çekim merkezi etrafındaki dairesel ya da eliptik yörünge hareketi gezegen olup olmadığı mevzusunda işaret verebilir. Ancak yıldızın bu yörüngesini çapı çok ufak olacağından belirlenmesi de oldukça güçtür. Bu tekniğin başka bir kullanılış biçimi de etrafında gezegen btemizlettiğinden düşünülen yıldızın gerisinde ve yakınında sabit bir referans yıldız belirlemek. Bu referans yıldızın görece sabit olması çok ehemmiyetli. Zira bazı yıldızların yüksek doğrusal süratleri vardır ve gezegen gözlemlerinin yapıldığı uzun seneler boyunca gökteki konumları değişebilir. Bir gezegenin varlığına işaret eden sapmalar, hedef yıldızın, biraz evvel bahsettiğimiz referans yıldıza, kumpaslı olarak yanaşıp uzaklaşması ile belirlenir ve derecesi ölçülür. Ancak yıldızın konumundaki metamorfoz çok ufak. Dolayısıyla yeryüzündeki en gelişkin teleskoplarla bile yeterince duyarlı ölçümler yapılamıyor. Ancak Hubble Uzay Teleskobu 2002 senesinde Gliese 876 yıldızının etrafında keşfedilmiş olan bir gezegenin özelliklerini astrometri yöntemi ile belirledi. Dezavantajlarının yansıra bu tekniğin avantajı, özellikle uzak yörüngelerde dolanan gezegenlerin belirlenmesi mevzusunda başarılı olması. Bu özelliği onu daha yakın yörüngelere duyarlı yöntemler için bir destekçi teknik gidişatına taşıyor.

Maskeleme TekniğiTeleskopların Gözüyle Derin Uzayda Gezegenler Nasıl Keşfediliyor?

Bir yıldızın yaydığı ışık, yörüngesinde dolanan bir gezegenin üzerinden yansıyan ışıktan binlerce hatta milyonlarca kere daha parlak olduğundan banalde gezegenden yansıyan ışık görülmez. Ancak teleskoplara bulunan ve korunacak sınan bir ışık geçiremeyen aygıt bir maskeyle yıldızın yaydığı ışık perdelenirse yakınındaki gezegenlerin zayıf ışığı ortaya çıkabilir. Özellikle de gezegen büyükse. Maskeleme Tekniği ile yapılan en esrarengiz keşiflerden bkocaman Güney balık ekip yıldızının en parlak yıldızı aynı zamanda semandaki en parlak yıldızlardan bkocaman olan Fomalhaut’un yörüngesinde dolanan gezegen olmuştu. Gözlem sırasında maskeleme rağmen güneşderi daha büyük kütleli ve sıcak A sınıfı yıldızın ışığını bir kısmının koronografın kenarından sızdığı görüldü. Bu keşifderi sonra dünyadan tekli gemini teleskoplar ile yapılan gözlemler neticeyi 13 Kasım 2008’de ilanı yapılan 3 yıldızlı bir sistem keşfedilmişti. Aynı zamanlarda Hubble uzay teleskobunun da Fomalhaut’un etrafında 3 Jüpiter kütleli gezegenler bulmuştu. Keşfedilen bu sistemler güneş sistemimizde Plüton gezegenin ötesindeki kuiper kuşağı anımsayan disklerle çevrili. Bu tekniğin en büyük başarılarından bir değişiği de Beta pictoris yıldızının yörüngesinde bir gezegen bulunmasına neden olması. Zira orada gezegen keşfetmek gerçekten çok güç. Bilim insanlarına göre bu teknik olmasaydı orada bir gezegen keşfedilemeyecekti.

Pulsar Süreölçeri Yöntemi

Astronomi ile ilgilenenler bilirler, “pulsarlar” birer nötron yıldızlarıdırlar da. Nötron yıldızları dev yıldızların patlamalarının neticeyi oluşurlar. Bir dev yıldızın füzyon tepkimesi bitince başka bir deyişle merkezi daha fazla enerji üretemeyip kendi üzerine çökünce, sonrasında oluşan şok dalgası yıldızın dış katmanlarını süpernova patlaması ile uzaya savuruyor takribî bir buçuk Güneş kütlesindeki bir yıldız o kadar sıkışıyor ki 12 ila 20 km çapında oranla çok daha ufak bir küre haline geliyor. Yıldızın çöküşü aynı zamanda hakikat yıldızın kendi dingili çevresinde dönüşünde çok süratlendiriyor. Bu gidişatta nötron yıldızı kendi etrafındaki bir turunu artık bir saniye seviyelerinde bitiriyor. Bu dönüşse en alıngan süreölçerlerden bile düzgün periyottadır. Ayrıca nötron yıldızları aynı zamanda çok güçlü manyetik alanlara sahiptirler. Bazılarının eforu Dünya’nınkinden trilyonlarca hatta katrilyonlarca kere güçlü olabiliyor.
Ayrıca nötron yıldızları manyetik alanların kutuplarından da çok güçlü radyo ışınımı yayıyorlar. Bu gidişatta pulsarın manyetik kutbu nötron yıldızının dönüşüyle coğrafi kutup çevresinde bir daire çizmeye başlar. Bu dairenin bir noktası da dünyamızın yüzeyindeki güçlü radyo teleskoplardan bkocamanın görüş çizgisinde girdiğinde dairenin o noktasından çok düzgün aralıklarla tekrarlayan Kalp atışları gibi radyo atımları gelmektedir. Bu atımlar arasındaki aralık sistematik ve kumpaslı olduğundan bu aralıktaki ufak anormallikler pulsarın hareketinin izlenmesini sağlıyor.
Pulsarların şayet gezegenleri varsa banal yıldız ve gezegenler de olduğu gibi ortak bir kütle çekim merkezinin etrafında ufak bir yörünge hareketi yaparlar. bu zaman aralıklarındaki metamorfozların araştırılması ile de gezegen ya da gezegenlerin varlığı ve kütleleri belirlenebilir. bu keşif tekniği çok duyarlı. dünyanın onda bkocaman kadar kütleye sahip gezegenlerin bile keşfedilmesini sağlayabilir. ayrıca bir gezegen sistemi içindeki karşılıklı kütleçekim etkileşimlerinde belirleyebiliyor. ancak burada negatif bir vaziyet var.
Bir pulsarın yörüngesinde bir gezegen keşfedilse bile o gezegende bilinen yaşamın ortaya çıkması, pulsarların yaydığı çok yüksek enerjili parçacık ve ışınım sebebiyle imkânsız. Bilim insanları Aleksandr Wolfskin ve Dave tarafından PSR 1257 +12c pulsarı çevresinde 1992 senesinde bir gezegen keşfedilmişti. keşif bu tekneye misal verilebilir. bu yıldız sisteminin iki dış gezegenlerinin kütleleri ise takribî dünyanın 4 katıdır ve bir gaz devi olamayacak kadar da miniktir. Başka Bir Deyişle bunlar birer dev ya da süper dünyaydı.

Yıldız Etrafındaki Disklere Bakış

Cihanda var olan yıldızlarının birçoğunun içerisinde uzay tozundan diskler bulunur. onlara kalıntı diski de denir bu disklerin görülebilmesinin sebebi, yıldız ışığını soğurup daha sonra kızıla dönük ışınım olarak tekerrür yaymaları. Bu toz bölgelerine toplam kütlesine dünyamızın kütlesini çok altında olmasına rağmen sahip oldukları toplam yüzey alanı sayesinde kızıl altı dalga breylerinde etrafında dolandırdıkları yıldızdan daha parlak görünürler Hubble ve Spitzer uzay teleskopları tarafından gözlemlenebilen bu diskler güneşimize astronomide komşu sayılabilecek ve benzer cinste olan yıldızların yüzde 15’inin etrafında bulundu. En büyük ihtimalse bu disklerde ki tozun kuyruklu yıldız ve asteroitler arasındaki çarpışmalardan kaynaklandığı. Gerçeğinde yıldızdan gelen ışımanın bu tozu görece kısa vakit içinde uzaya püskürtmesi gerektiğinden bunların muhtemel varlığı çarpışmalar neticeyi aralıksız olarak yine üretildikleri neticesine götürüyor ve ana yıldızın etrafında ve kuyruklu yıldız ve astroit gibi ufak cisimlerinin varlığının delili olarak görülüyor.

Tauseti yıldızının etrafındaki bilinen toz diski güneşin etrafında Neptün’şan yörüngesinin dışında dolanan Kaya ve buzdan cisimden oluşan Kuiper Kuşağı’nın benzeri ancak 10 kat daha kalın bir kuşağın varlığına işaret olarak görülüyor bu varsayımsal bulutu olarak da yorumlanabilir muhtemel yaşı İsa 20000000 sene. genç bir yıldız olan Beta pektorisin etrafında da kuyruklu yıldızların varlığını gösteren bulgulara tesadüfülmüştür. Ayrıca toz dizklerin yapısında görülen bazı özellikler se gezegen boyutlarında cisimlerin varlığının işareti olabilir. alınan bilgilere göre bazı disklerin ortasında bir boşluk bulunması onların daire biçimli olduklarını gösteriyor. Bilim insanlarınınsa bu boşluğun bir gezegenin yıldızla arasında kalan tozu süpürmesi ile oluşmuş olabileceği hipotez ediliyor. bazı toz disklerindeyse bir gezegenin kütle çekim tesiriyle oluşmuş olabileceği kayalık benzeri yapılar izleniyor. Epsilon Erdani yıldızının etrafında da bu cins yaradılışlar gözlemlenmiştir ve daha evvel Radyaliz yöntemiyle burada bir gezegen bulunmuştu başka bir deyişle yaradılışlar yıldızından Takribî 40 astronomik birim uzaklıkta dolanan bir gezegenin varlığına işaret ediyor

Örten İkili Sistem Işık Ölçümleri

İkili bir sistemdeki yıldızlar ortak çekim merkezinin etrafında dolanırken gözlemcinin görüş açısında birbirine perdeleyecek biçimde konumlanmışlarsa buna örten ikili sistem sınıyor. yıldızlardan yüzeyi daha parlak olanı ikiz yıldızın diski tarafından kısmen olsa da örtüldüğünde ölçülen en düşük ışık değerli yarıyıla bcerahatçi yakalanma sınıyor. yarım yörünge dönüşü sonraysa daha parlak yüzeyli yıldız eşine bir bvefatını da örttüğünde de ikincil tutulum reelleşiyor ışığın bu en düşük olduğu zamanlar tıpkı bir pulsarın atımları gibi kumpaslı bir döngü İstiyor. tek farkıysa parlak ışık atımları yerine ışıktaki döngüsü eksilişler. Şayet bu ikili sistemi etrafında bir gezegen dolanıyor sa eş yıldızlar gezegenler ortak olan kütle çekim merkezinde bir dolanma hareketi yapacak ve ikilinin en düşük ışık değerini zamanında da döngüsel bir kayma alana getirecektir. en düşük ışık zamanı gecikecek zamanında hakikatleşecek zamanından evvel hakikatleşecek gibi olgular kollanır. bu döngüsel zaman kaymaları ikili sistemler etrafında dolanan gezegenlerin belirlenmesi içinse günümüz teknolojisine göre en tehlikesiz yol sayılıyor.

Gezegen Yörüngesi Yansıma MetamorfozlarıTeleskopların Gözüyle Derin Uzayda Gezegenler Nasıl Keşfediliyor?

Bu teknikte gezegen izleme çok büyük oranda Kepler uzay Teleskobu ile yapılmıştı. Ancak devamı kalitesindeki 2018 senesinde faaliyete giren Tess uydusu daha çok bu teknikte gezegen bulmak için kullanılacak Bu teknikte hakikat hedeflenense dünyamız gibi kayalık öte gezegenlerin bulguyu başka bir deyişle yeni yaşanabilir konutlar arayışı. Tess yıldızlarına çok yakında yörüngesinde dolanan dev gezegenlerden yansıyan ışığı da gözlemleyebilecek. Bu cinste bir öte gezegeni ay gibi karanlık ile Dolunay arasında değişen döngüleri olacağından yıldızından gelen ışıkta ufak da olsa böyle duygusal metamorfozlar orada bir gezegenin varlığını gösterecek Ayrıca Bu teknikte gezegenin atmosferi mevzusunda da ehemmiyetli balakalar edinilebileceği de düşünülüyor.

Gravity Aygıtı

Avrupa Güney Gözlemkonutu başka bir deyişle ESO’nun geliştirdiği bir teknoloji. Nisan 2019’da bulguyu yapılan HR87099E gezegeni hakkında çok ehemmiyetli balakalar bu teknik sayesinde öğrenilmiştir. Teknik Nisan 2019’da ilk kere kullanıldı ve gezegene ait çok ehemmiyetli şeyleri bilinmesini sağladı. HR 8799 yıldızı Pegasus ekip yıldızındadır. Bizden 129 ışık seneyi uzaktadır. Bu teknolojiyle gezegenin şiddetli Fırtınalar içinde ilerleyen demir ve silikat bulutlarından oluşmuş karışık bir atmosferi olduğu bilindi. Gezegen Güneş sistemimizdeki Jüpiter’den takribî 8 kat daha büyük ve çok gen bir gezegen 30000000 yaşında ancak burada muhtemel yaşam imkânsız Gravity aygıtı bu keşifte günümüze kadar bilinen birçok öte gezegenin atmosfer özelliklerin belirlenmesi için çok ehemmiyetli bir kapı açmış oldu başka bir deyişle bu teknolojiyle yapılacak olan yeni keşiflerde öte gezegenlerin atmosferlerine ait çok daha fazla balakalar öğrenebileceğiz.

Kaynakıa:
BBC

Yazar: Tuncay Bayraktar

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

maltepe escort ataşehir escort idealtepe escort anadolu yakası escort kadıköy escort bostancı escort pendik escort ataşehir escort şişli escort göztepe escort pendik escort kartal escort bostancı escort erenköy escort maltepe escort pendik escort bostancı escort ümraniye escort şerifali escort kartal escort maltepe escort tuzla escort pendik escort anadolu yakası escort acıbadem escort ümraniye escort escort bayan maltepe escort ümraniye escort ataşehir escort kadıköy eskort pendik eskort ataşehir escort ümraniye escort kadıköy escort escort bayan maltepe escort sex hikaye yeni seks hikaye gerçek sex hikaye sex hikaye seks hikayeleri sex hikayesi gerçek sex hikayeleri