Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Tenin Duyu Almaçları

  • 29 Mart 2021
  • Tenin Duyu Almaçları için yorumlar kapalı
  • 330 kez görüntülendi.

Omurgalıların teninde birkaç çeşit duyu almacı vardır ve her biri omurgasızlardakine analog teşkil eder. Omurgalılardaki almaçlar, en azından beş değişik duyu ile alakalıdır: değme, tazyik, sıcak, soğuk ve ağrı. Tendeki almaçların kimileri, özellikle ağrı ile alakalı olanlar, kolay olarak, asapların ucundaki miyelinsiz dallardır. Öbürleri, memelilerdeki kılların kaide kısımlarının çevresini saran asap tellerinin oluşturduğu ağlardır. Özellikle […]

Derinin Duyu AlmaçlarıOmurgalıların teninde birkaç çeşit duyu almacı vardır ve her biri omurgasızlardakine analog teşkil eder. Omurgalılardaki almaçlar, en azından beş değişik duyu ile alakalıdır: değme, tazyik, sıcak, soğuk ve ağrı. Tendeki almaçların kimileri, özellikle ağrı ile alakalı olanlar, kolay olarak, asapların ucundaki miyelinsiz dallardır. Öbürleri, memelilerdeki kılların kaide kısımlarının çevresini saran asap tellerinin oluşturduğu ağlardır. Özellikle değme duyusunun alınmasında ehemmiyetli olan bu asap telleri, bedenin büyük bir kısmında bulunan küçük kılların hafifçe hareket ettirilmesiyle uyarılırlar. Öteki ten almaçları, daha karışıktır ve özelleşmiş bağ doku hücrelerinden oluşmuş bir kapsül tarafından abluka etilmiş asap uçları kapsarlar.
İnsan tenindeki, muhtelif almaç tiplerinin nispi yoğunluğu büyük miktarda değişiklik gösterir: ağrı almaçları soğuk idrak eden almaçlardan 30 kat daha fazladır, oysa soğuk idrak eden almaçlar sıcaklık idrak eden almaçlardan takribî 10 kat daha fazladır. Ayrıca hiçbir almaç beden üzerinde tek düze dağılış göstermez: Misalin, değmeyi idrak eden almaçlar dudaklarda sırttakinden çok daha yoğun olarak ambalajlanmışken parmak uçları orta yoğunlukta değme almacına sahiptir.
Almaçların dağılımındaki değişiklikler, beden kısımlarının değişik işlevleriyle çok yakından ilişkilidir. Değme almaçlarının yoğunluğundaki değişiklikleri, bir çift iğneyi usulca teninize daldırarak inceleyebilirsiniz. Her bir sınamadan sonra, iğneleri birbirinden azıcıkçık uzağa kaydırarak iki değişik hissin alındığı iki ayrı noktayı tespit etebilirsiniz; böylece almaçların, farklı bölgelerde, oldukça fazla ya da oldukça az olarak nasıl ambalajlanmış olduğuna karar verebilirsiniz.

İç Duyu AlmaçlarıDerinin Duyu Almaçları

Tende bulunan ve dış civardan bilgi alan almaçların aksine, bedende geniş miktarda dağılış gösteren öteki bazı almaçlar, temel olarak bedenin kendi gidişatı hakkında bilgi toplamada işlev görürler. Bu çok ehemmiyetli bilgi müşteriler arasında adalelerde ve tendonlarda bulunan gerilme almaçları proprioseptorlar yer alır. Bu almaçlar, adalelerin tansiyonundaki farklılığa karşı duyarlıdır ve bedenin muhtelif kısımlarının hareketi ve pozisyonu için merkezi asap sistemine impuls yollayarak bilgilendirirler. Bu almaçlar diz refleksinin ortaya çıkmasına neden olurlar.
İç duyulardan mesul, beden içerisinde dağılış gösteren öteki almaçlar iç uzuvların içerisinde yer alırlar. Daha evvelde değinilen bu almaçlar arasında, karotit atar damarında bulunan ve kandaki CO, konsantrasyonundaki yükselmeye ve yüksek kan tazyikine karşı duyarlı iki grup almaç yer alır. Bu almaçlar, kalp atışının otomatik olarak kontrolüne ehemmiyetlidirler. Biz, bu iç uzuvlarda yer alan almaçların işlevini, şuurlu olarak seyrek sezeriz; onların iletilerine karşı cevaplarda çoğunlukla özerk asap sistemi aracılık eder. Gerçi iç almaçların kimileri, açlığın, susuzluğun ve mide bulantısının şuurlu olarak idrak edilmesinde katkıda bulunurlar.

Tat ve Kokunun SezilmesiDerinin Duyu Almaçları

Tat ve kokunun alınmasından mesul almaçlar kemoreseptörlerdir. Bu almaçlar kendilerine cılız bağlarla bağlanan, emin tipte çözünmüş kimyevi maddelere duyarlıdırlar. Bu iki duyu, birbirini etkileye öğrenir. Onun için biz tat hakkında konuştuğumuz zaman, çoğunlukla, bir madde için tat ve koku almaçları tarafından eş zamanlı olarak üretilen bir hissi duyuyu kast ederiz. Sıcak gıdaların soğuk olanlardan daha tatlı olmasının, sıcak olanlarda daha fazla maddenin buğulaşması ve buğulaştıktan sonra bu maddenin ya dışarıdan burun yoluyla ya da ağızdan yukarıya doğru nasal boşluk yoluyla koku alma almaçlarına erişmesidir. Soğuk algınlığına tutulduğumuz zaman gıdaları tatsız bulmamızın sebebi, mukusun iltihaplanmış burun boşluğunu örtmesi ve koku alma almaçlarını kapamasıdır.

TatDerinin Duyu Almaçları

İnsanda tat almakla görevli almaç hücreler, dilin üst yüzeyinde bulunan tat alma tomurcukları içerisinde daha az ölçülerde olmak üzere farinksin ve larinksin yüzeyinde yer alırlar. Almaç hücrelerinin kendisi asap değildir; fakat dış uçları üzerinde mikrovilluslar taşıyam özelleşmiş hücrelerdir. Asap liflerinin uçları, bu almaç hücrelerine oldukça çok yakın uzanırlar ve almaç uyarıldığı zaman, asap lifinde implus alana getirir. Şahsi tecrübelere göre, inceleyiciler, tatlı, ekşi, tuzlu ve acı olmak üzere dört temel tat duyusuna olduğuna tespit etmişlerdir. Bu duyuların ortaya çıkması için en saf ihtarlar, sırasıyla sükroz, NaCl ve kininden kazanç. İnsanda, bu dört temel tat ihtarına maksimum cevap veren almaçlar, tek düze dağılış göstermez: tatlı ve tuzlu dilin önünde, acı dilin gerisinde, ekşi dilin yanlarında çok daha basitçe sezilir. Bu dört saf ihtarın aksine, çoğu kimyevi maddeler birden daha fazla kategoride yer alan almaçları uyararak duyu yaratır. Bu dört hissin değişik oranlarda harmanlanmasının tatları ayırt etmemiz için bilgi sağladığına inanılmaktadır. Gerçektende, bir ölçü harmanlanmanın olması kaçınılmazdır.
Asap fizyologları böceklerin, ağız parçaları ve ayakları üzerindeki duyu konumda kıllarının yakınında yer alan ve ergonomik olan tat almaçlarındaki etkinliği kaydolmayı muvaffak olduklarında, her bir duyu kılı için genellikle dört ya da beş tat-almaç hücresi olduğuna tespit ettiler. Her bir hücre yalnızca emin bir tat sınıfına ayarlıydı bir hayli cinste bir ya da başka bir sınıf bulunmamasına rağmen: bir tuza duyarlı hücre, bir şekere duyarlı hücre, bir ekşiye duyarlı hücre, bir acıya duyarlı hücre ve genellikle bir suya duyarlı hücre. Her bir duyu grubunun, bir ya da daha fazla iyon kanalıyla misalin, tuz için Na+ kanalı tat tomurcuklarının etkinliğinin kayıtlarında kesin ayrımlar yoktur: Misalin temel olarak tuzluluğu cevap veren bir hücre aynı zamanda daha az faallikte olsa da tatlıya, acıya ve ekşiye de cevap verir. Bu biçimde bütün ayırımın olmamasının şayet rastgele bir avantajı varsa, henüz öğrenilmemektedir.
Genellikle duyarlı lığın şahıslara göre değişme gidişatı, tat alımındaki büyük fertsel değişikliklerle gösterilmiştir. Misalin, çoğu fert sakkarini tatlı bulur; fakat ehemmiyetli azınlığa göre bu suni tatlandırıcı acı gelmektedir. Fertlerin, şekeri, ekşiyi ve acıyı tolere etmelerinde de büyük değişiklikler vardır: limonlu bonbon şeker; bir ferde çok tatlı kazançken bir değişiğine ekşi, üçüncü birisi için ise bütün istediği gibi gelebilir.
Tat almada böyle değişikliklerin olması büyük bir ihtimalle biyolojik bir temele sahiptir; daha kapsamlı olarak, asap sistemi bizim duyarlılığımızdan mesul olduğu gibi ihtarların kendisinden de mesuldür.Derinin Duyu Almaçları

Koku

Koku duyusunun alınmasından mesul almaç hücreleri, bazı böceklerin antenleri üzerinde ve karasal omurgalıların çoğunlukla burunları içerisinde yer alırlar. Misalin, insanda, koku almaçları, burun boşluğunun üst kısmındaki iki yarıkta yer alır.
Tat alma almaçlarının aksine, koku alma almaçları asıl asap hücreleridir. Bu asapların çoğunun hücre gövdeleri, burnun koku alma alanlarının duvarındaki epitel katmanı içerisine gömülmüş olarak bulunurlar. Dendritler, hücre gövdelerinden epitel yüzeyine uzanırlar; burada yer alan epitel hücreleri, görünüşte reseptör bölgesi olarak işlev gören, farklılığa uğramış bir demet sil taşırlar.
Daha karışık kokuların kendilerinden türemiş olabileceği bir grup ilkel koku belirlemek için bir hayli teşebbüs yapılmıştır; fakat bu mevzudaki galibiyet oldukça azdır. Kısmen bu, bizim cinsimizin öteki bir hayli hayvan cinsiyle karşılaştırıldığında, kokulara karşı oransal olarak duyarsızlığımızın bir neticeyi olabilir: iyice alıştırılmış bir insan, yüksek derişimde olsa dahi 10.000 kokuyu ayırt edebilir; öteki taraftan köpekler için bu sayı hemen hemen ebedîdir ve lüzumlu derişim çok düşüktür. Daha ehemmiyetli bir mesele, kokusu birbirine oldukça fazla eşlik gösteren maddelerin, kimyevi olarak eş olmamalarıdır.
İskoçya’dan R. W. Moncrieff, enzim-substrat tepkinlerinde olduğu gibi, transmitter maddelerin almaca bağlanmasında ve antikorun antijene bağlanma mevzusunda oldukça ehemmiyetli olan, moleküllerin uzaydaki konfigrasyonlarının kokunun temeli olabileceğini 1949 senesinde ileri sürdü. Kokusu çok iyi belirlenmiş 600 organik bileşiğin büyüklüğü ve şekli araştırıldıktan sonra bu vaziyetin olabilirliğinin yüksek olduğu görüldü. John E. Amoore, Oxford Üniversitesinde 1952 senesinde yayınladığı kokunun streokimyasal varsayımı ile, bu tahmini yönteme etti. Arnoore, yedi temel mevzunun varlığını öne sürdü: kâfur, misk, çiçek, nane, eter, bariz koku, çürük kokusu. Amoore, bu temel kokuların her biri için almaçları uyarması gereken maddelerin şeklini ve büyüklüğünü tanımladı. Böylece, Amoore’ye göre, kafur kokulu moleküller 0.7 nm. çapında ve hemen hemen küre biçiminde; misk kokulu moleküller 1 nm çapında ve disk biçiminde; çiçek kokulu moleküller uzun ve elastik yan grupların bağlandığı disk biçiminde; eter kokulu moleküller ince ve çubuk biçiminde gibi, olması gerekecekti. Amoore tahminine göre, almaç hücreleri üzerinde bulunan reseptör bölgelerinin, bu moleküllerin emin kısımlarına hemen hemen harikulade bir biçimde uyabilecek bir şekle sahip olması gerekecektir.
Tat almada olduğu gibi, bu hakikat almaç hücre tiplerinde emin bir kimyevi madde tarafından yaratılan nispi etkinlik, onun sınıfını tanımlayacaktır. Amoore, doğru iz üzerinde olmasına rağmen, daha çok rakamda almaç tipi olması gerekirdi. Misalin, insanda, en azında 30 çeşit özgül kokulu alamama anosmias gidişatı vardır ve bunlardan her biri bir almaç sınıfına karşılık geliyor olması gerekir. Değişik almaçlardan mesul iki düzine kadar gen bulunmuştur ve toplam rakamın 100-1000 arasında değiştiği hipotez edilmektedir. Koku almada işlev gören genlerin rakamı ise daha fazla olup insan genlerinin %2’sini oluşturmaktadır. Omurgasız hayvan sınıflarında, fizyolojik kayıtlardan elde edilen bilgilere katlanarak, bu rakamın vasati olarak %35 olduğu hipotez edilmektedir.
Aynı zamanda türe özgü oldukça fazla rakamda koku alma almacı vardır. Bir Hayli hayvan, kendi cinsi için özel ehemmiyeti olan bir hayli düşük konsantrasyondaki kokuyu tanıyabilecek gereçlerle donatılmıştır. Misalin, bir hayli hayvan avcısını, kimyevi yoldan algılar: Aplysia’nın kaçma yoluyla verdiği cevap, denizyıldızının türe özgü kokusuyla harekete geçirilir; bir hayli balık, kendi cinsinden balıkların yaralanmış teninden dağılan kokuyu tespit ettiklerinde kaçarlar. Güve kelebeklerin erkek fertleri, kendilerinden oldukça uzak mesafelerde yer alan dişi fertlerin kendilerine özgü kokusunu tespit eterek onlarla rahatlıkla çiftleşebilirler. Organik kimyagerler, çingene kelebeklerinin erkek fertlerini cezbedip tuzağa düşürmek için feromon ismi verilen maddeleri birleşimlemeyi muvaffak olmuşlardır; böylece onların verdikleri devirici hasarlarla karşı savaş açmışlardır.
Öteki cinslerin koku dağarcığı içerisinde, “saldırma”, “kaçma”, “toplanma” gibi hadiselerden mesul oldukça detaylı olarak belirlenmiş kimyevi iletileri içine alır. Bu hadiselerin her birinde, koku alma almacı, bilgi almak için havayı ya da suyu örnekleyen oldukça özgül bağlanma proteinini kullanır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

maltepe escort ataşehir escort idealtepe escort anadolu yakası escort kadıköy escort bostancı escort pendik escort ataşehir escort şişli escort göztepe escort pendik escort kartal escort bostancı escort erenköy escort maltepe escort pendik escort bostancı escort ümraniye escort şerifali escort kartal escort maltepe escort tuzla escort pendik escort anadolu yakası escort acıbadem escort ümraniye escort escort bayan maltepe escort ümraniye escort ataşehir escort kadıköy eskort pendik eskort ataşehir escort ümraniye escort kadıköy escort escort bayan maltepe escort sex hikaye yeni seks hikaye gerçek sex hikaye sex hikaye seks hikayeleri sex hikayesi gerçek sex hikayeleri