Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Yazının Buluşu, Gelişimi ve İnsanlık Açısından Ehemmiyeti

  • 31 Mart 2021
  • Yazının Buluşu, Gelişimi ve İnsanlık Açısından Ehemmiyeti için yorumlar kapalı
  • 502 kez görüntülendi.

Yazı ve Yazmak İnsan her zaman yok olan şeylerden yakınır. Ancak, sahip olduğu şeyler olmasaydı ne olurdu diye hiç düşünmez, şükretmez. En kolay misal yazıdır. Tıpkı soluk alıp vermek gibi, sıradan, gerekli bir gidişat gibi görünür yazı yazmak. Ancak unutulmamalıdır ki, yazı da bir buluştur. M.Ö 3200’lü senelerde, Sümerliler tarafından buluş edilmiştir. İlk olarak anlatılmak […]

Yazı ve Yazmak

İnsan her zaman yok olan şeylerden yakınır. Ancak, sahip olduğu şeyler olmasaydı ne olurdu diye hiç düşünmez, şükretmez. En kolay misal yazıdır. Tıpkı soluk alıp vermek gibi, sıradan, gerekli bir gidişat gibi görünür yazı yazmak. Ancak unutulmamalıdır ki, yazı da bir buluştur. M.Ö 3200’lü senelerde, Sümerliler tarafından buluş edilmiştir. İlk olarak anlatılmak istenen duygu, düşünce ve/veya nesnenin resmini çizerek kullanılmış olup, binlerce senelik gelişiminin ardından bugünkü halini almıştır.

999166_620x410Yazı gerçeğinde bağlantının ve dolayısıyla da insanın kendini basitlikle ifade edebilmesinin bel kemiğidir. Yazı buluş edilmeden evvel, irtibat nasıl olduğu hakkında hiç düşündünüz mü? Yazı buluş edilmeden evvel, anlatılmak istenen gidişatın, duygunun, nesnenin biçimini çizerek, beden diliyle, işaretle uyuşurlardı. Bir nevi suskun sinema oyunu gibi. Bu gidişat, anlatılmak istenenin karşı taraftakine aktarılmasında çok fazla uğraş ve zaman gerektirirdi. Dili meçhul değişik bir ülkeye gidildiğinde, bir şey sorulduğunda veya bir şey anlatmak istendiğinde çekilen güçlük düşünülerek o yarıyılda yaşayan insanların ifade için nasıl uğraştıkları algı edilebilir. Öbür taraftan yeterli ve tesirli anlatımın olmaması yanlış anlaşılmalara ve dolayısıyla da cemiyet içerisinde meselelere neden olabilmektedir. Cemiyet içinde uyuşabilmenin ehemmiyeti, günümüzde yanlış anlaşılmalardan veya kurulan tümcelerle, bireyin yeterince kendini açıklama edememesi sebebiyle ortaya çıkan tartışmalarda da görülebilmektedir. Dolayısıyla insanları hayvanlardan ayıran en ehemmiyetli özelliği olan ifade edebilme beceriyi yazı ile kazanılmış, geliştirilmiştir ve sağlamlaştırılmıştır. Yazının buluşu ve geliştirilmesiyle değişik biçimde abeceler elde edilmiş ve bu abecelerden değişik halklar kendilerine özgü diller üretmiştir. Günümüzde İngilizce, dünya genelinde beynelmilel dil kabul edildiğinden, İngilizce aşinadan sonra dünyanın her yerindeki insanlarla basitçe irtibat kurulabilmektedir.

Yazının buluşundan evvelki yarıyıla ait tarihsel araştırmalar, arkeolojik kazılar neticeyi bulunmuş, o yarıyıllarda kullanılan vasıta, gereçlerin, tarihçiler tarafından açıklanmasıyla ve tarihçilerin tahminleriyle yapılmaktadır. Yeterli bilgi bulunamadığından dolayı yazı evveli yarıyıla, tarih evveli yarıyıl denilmektedir. Yazının buluşundan sonraki yarıyıla ait tarihsel araştırmalar ise, arkeolojik kazılar neticeyi bulunmuş, vasıta gereç haricinde ağırlıklı olarak yazılı kaynaklar taşıtıyla yapılmaktadır. Tarihçilerin, bulunan vasıta gereçleri, o yarıyıla ait yazılar ile beraber açıklaması daha fazla bilginin elde edilmesini sağlamıştır. Yazının buluş edilmesinden sonraki senelerdeki bilgilere daha süratli bir biçimde erişilmesinden dolayı tarihçiler tarafından yazının buluşu tarihin başlangıcı olarak kabul edilmektedir. Yazınsal olarak netlik kazanmayan tarihsel mevzular kazılarda bulunan vasıta, gereç ve nesneler gibi açıklamaya bağlı kaldığından ve bu gidişat tarihçinin görüşüden etkilendiğinden değişik kaynaklarda değişik bilgilere erişilebilmektedir. Dolayısıyla bulunan yazınsal kaynak ölçüyü ne kadar fazla olursa, o yarıyıla ait daha fazla netleşmiş bilgiler elde edilmektedir. Daha Önceki yarıyıllara ait, tabletler, papiruslar, hayvan tenleri, ağaç kabukları, taşlar, kütüklerin bulunması sayesinde yazının buluşu ve ilerleyişi hakkında bilgilere sahip olunmuştur. Hatta çivi yazısı, üç değişik dilde yazılmış tabletin bulunmasıyla 1900lü senelerin ortalarında çözülmüştür.

yazi-yazmaYazı, elde edilen bilgilerin kayıt taşıtı olup jenerasyondan nesile aktarılmasını sağladığından dolayı çoğu buluşun esası olduğu düşünülebilir. Öbür taraftan, yapılan bilimsel çalışmalarda elde edilen belirtiler, yazı aracılığıyla başka cemiyetlere de taşınmasını sağlanmaktadır. Bu sayede değişik yerlerde yapılan bilimsel çalışmaların bazılarında yetersiz bilgi, bazılarının başlangıcı olacak bilgiler elde edilmektedir. Böylece, değişik yerlerde emin bir mevzuda çalışan bilim adamlarının elde ettikleri bilgiler aracılığıyla birbirlerine destekçi olmaları sayesinde buluşların müddetini kısaltmaktadır. Zira; buluşlar, zinciri oluşturan millete gibi birbiri arkasına dizilir. Halkalardan biri yetersiz olduğunda zincir bitirilemeyebilir. Son zamanlarda süratli bir biçimde hakikatleşen teknolojik büyümeler de bunun bir göstergesi değil midir? Yapılan başlangıçların ardından sonraki buluşlar çorap söküğü gibi arkasını arkasına gelmektedir. Bilinenler yazı ile muhafaza edilmeseydi basitçe unutulabilirdi ve yine bulunması için mücadele sarf edilmesi gerekirdi. Dolayısıyla da zaman kaybı oluşurdu. Bunun neticesinde günümüzdeki uygarlığa erişilmesi hayal dahi edilemezdi. Belki de, bilim dallarında, bu günden suratlarca sene gerilerde olunabilirdi. Falcı astrolog uzmanı başı Takiyüddinin arzları güzergahında, 1575 senesinde Topkapı sırtlarında bir gözlem ev gözlem konutu kurulmuştur. Burası, o yarıyılda, dünyanın en büyük gözlem konutu olmasına karşın kısa vakit sonra 1580 senesinde içindeki kitaplar ve vasıta, gereçlerle beraber devrilmiştir. Bu vakada, Takiyüddin Bey en çok kütüphanesinde kitaplarını kaybettiğine üzülmüştür. Zira beyin bilgisayar gibidir. Bilgileri yalnızca emin bir kapasitede ambarlar. Bunun ölçüyü, beyindeki sağ ve sol lobun çalışma şartlarına bağlı olarak şahıstan bireye değişebilir. Bilinmiş bilgiler ancak tekerrür edildiğinde yine anımsanabilir. Tekerrür edilebilme imkânı ise elde edilmiş bilgilerin kaydolunduğu yazılı kaynaklar araçla sağlanabilir. Şayet bu kaynaklar yangın, göçük altında kalma, yırtılma vb. sebeplerle yok olduğunda, buradaki bilgiler unutulmaya mahkumdur.

Yazı aynı zamanda bilgilerin usta kalıcı biçimde bilinmesini sağlayan vasıtadır. Buna bağlı olarak da, mekteplerde, özellikle de sözel derslerde, yazarak çalışmanın ehemmiyeti vurgulanmaktadır. Beyinde, orta beyin kısmı, yakın zamanda hakikatleşen vakaların kaydolunduğu kısım olup buradaki bilgiler korteks kısmına aktarılmaz ise kısa müddette unutulur. Bu kısma aynı zamanda Hipokamp denilmektedir. Sağ ve sol lobun bulunduğu kısım korteksinde olup bilgilerin kalıcı olarak kaydolunduğu yerdir. Beynin en dıştaki kıvrımlı kısmıdır. Sağ lob hayal eforu ve soyut şeyler, sol lob ise mana matematik gibi soyut şeyler üzerine işlevleri idarer. Yazma esnasında mevzu iki-üç kere okunduğundan bu sırada bilinen bilgiler, beynin korteks kısmına aktarılarak, daha sıhhatli biçimde uzun vakit beyinde yer alması sağlanmaktadır. Yazma esnasında her kelime sanki beyne yazılıyor gibi belleğe kaydolunuyor. Böylece bilinenlerin kısa müddette unutulma ihtimali eksiliyor. Öbür taraftan bilimsel sınamalar kurulurken de, takip edilen yolların yazılarak anekdot alınması gerekmektedir. Aksi halde, neticeye nasıl erişildiği unutulabilir. Bunun neticeyi elde edilen zafer, zafersizliğe dönüşebilir. Bu mevzuda söylenmiş atasözümüz “bilgin unutmuş, kalem unutmamış” ustan çıkarılmamalıdır.

Elde edilmiş bilgilerin kayıt altına alınarak depolanmasını sağlayan bir vasıta olmasının yanında, duyguların, düşüncelerin aktarılmasında kullanılan gizem küpüdür sanki. Bir nevi içimizi dökebileceğimiz vasıtadır yazı. Bazen kimselerle paylaşılamayan kasvetlerin, yazıya dökülmesi sayesinde mutluluk, hafifleme ve huzur sezilebilir. Birilerine söylemek isteyip de söylenemeyenleri, agresiflikleri, dargınlıkları, duyguları, birine anlatılıyor gibi yazıya dökmek, beyindeki olumsuz enerjinin atılmasını sağlayabilir. Böylece yapmanız gereken işi yasaklayan afaki düşünceler ve kasvetler beyinden uzaklaştırılır. Unutulmamalıdır ki; yazı gizem paylaşılabilecek sağlam bir sırdaştır. İçinizdeki kasvet ve negatif düşünceleri yazıya döktükten sonra başkalarının buna erişmesini istenilmediğinde yazı yırtılarak atılabilir. İçinizi dökmek ve hafiflemek size kar kalır. Negatif düşünceler psikolojik depresyonlara, dolayısıyla dargın tutumlara neden olabilmektedir. Yazı ile sağlanan hafifleme sayesinde, öfkelenmelerin neden olacağı negatifliklerin de önüne geçilebilir.

347096-3-4-7abdaÖbür taraftan yazı sayesinde hatıraların kayıt edilmesi sağlanabilir. Bu emelle yıllar sonra bakıldığında daha anlamlı hale gelen hatıraların kaydolunacağı günlükler yakalanmaktadır. 20-25 yıl evvelinde, günümüzde kullanılan kısa ileti yerine mektuplar yazılmaktaydı. Kısa iletiler anlık haberleşme taşıtı olduğundan ve elektronik civarda bulunduğundan büyük çoğunluğu saklanamamaktadır. Ancak yazılmış olan mektupların büyük çoğunluğu saklanmaktadır. 20-25 yıl evvel yazılmış mektuplara günümüzde bakıldığında hoş duygular elde edildiği gibi bugün yazılmış günlüklerin bedeli, 15-20 yıl sonra daha iyi anlaşılacaktır. Günlük sayesinde yaşamınızı kayıt altına almış olacaksınız. Bunun yanında yazdığınız her bir tümce sayesinde kendinize bir şeyler katacaksınız. Dolayısıyla bir gün içinde yazacağınız bir tümce dahi çok ehemmiyetlidir. İlk yazdığınız yazı ile birkaç yıl sonra yazdığınız yazıyı karşılaştırdığınızda kaydolduğunuz ilerlemeyi net bir biçimde göreöğrenirsiniz. Ayrıca, yazdığınız yazılar, konuşma sırasında kurduğunuz tümce yapısını iyileştirerek konuşmalarınızın hoşluğunu artırmaktadır. Ne kadar da hoş söylemiş Francis Bacon; “Okumak, bir insanı doldurur; konuşmak onu hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır”. Yazınızın hoşluğunun çoğalması sonraki zamanlarda sizi daha fazla yazmaya yönlendirebilir. Hatta, yazar olmak için de çabalayabilirsiniz.

Günümüzde yazılı kaynaklar bilgisayar civarında da saklanılmaktadır. Ancak, şuna emin olun, sanal olarak elimizde bulunan bilgilerin kaybolma tehlikeyi çok yüksektir. Elektronik aygıtın korunması için zorunlu gayret gösterilse de elde olmayan sebeplerle ortaya çıkan arızalar, virüsler, dosyanın kaybolmasına neden olmaktadır. İşte bu sebepledir ki, özellikle resmi dairelerde dokümanların bilgisayar civarında kopyasının yanında basılı olarak elde bulunmasına ve arşivlenmesine önemsenmektedir. Hatta bazı ülkelerde ehemmiyetli dokümanlar, selüloz kağıda göre daha uzun ömürlü olan parşömen kağıtlarına yazılı olarak arşivlenmiştir. Öyle ki, 1500 senelik parşömenler sanki çok yakın zamanda yazılmış duygusu uyandırmaktadır. Misalin; 13. asırda imza atılmış olan Magna Carta ilk özgürlük fermanı ve Amerikan Bağımsızlık Bildirgesinin orjinalinin parşömen üzerine yazılmış olduğu söylenmektedir.

Kağıdın ve öbür yazı kaynaklarının pahalı ve güç bulunuyor olması sebebiyle, daha önceki yunan alimlerinden birinin, evindeki tam çanak çömleği kırarak kitap yazmak emeliyle kullanması yazının önemini bizlere daha net bir biçimde anlatmaktadır. İşte bu sebeple sözcüklerin arasına saklanmış mutluluğu siz de keşfedin. Sözcüklerle kendinize zafer çıkarın. Kurulan her bir tümce kendi çapında bir zaferdir. Tümcelerin oluşturduğu kitaplar ise zafer yumağıdır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

maltepe escort ataşehir escort idealtepe escort anadolu yakası escort kadıköy escort bostancı escort pendik escort ataşehir escort şişli escort göztepe escort pendik escort kartal escort bostancı escort erenköy escort maltepe escort pendik escort bostancı escort ümraniye escort şerifali escort kartal escort maltepe escort tuzla escort pendik escort anadolu yakası escort acıbadem escort ümraniye escort escort bayan maltepe escort ümraniye escort ataşehir escort kadıköy eskort pendik eskort ataşehir escort ümraniye escort kadıköy escort escort bayan maltepe escort sex hikaye yeni seks hikaye gerçek sex hikaye sex hikaye seks hikayeleri sex hikayesi gerçek sex hikayeleri