Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Yeniçeri Ocağı Nedir?

  • 26 Mart 2021
  • Yeniçeri Ocağı Nedir? için yorumlar kapalı
  • 297 kez görüntülendi.

Yeniçeri Ocağı, savaşlardan alınan Hristiyan tutsakların bir kısmına muhtelif eğitimlerin verilmesinin ardından Osmanlı sultanını korunması emeliyle oluşturulmuş askeri birliktir. Osmanlıcada çeri asker anlamına gelmektedir. Yeni kurulan askeri birlik olduğundan da bu birliğe yeniçeri denilmiştir. Kapıkulu ocaklarına bağlı bir askeri birliktir. Yeniçeri ocağı kimi kaynaklarda 1328 senesinde Orhan Gazi tarafından kurulduğu söylenmekte olsa da çoğu kaynakta […]

Yeniçeri Ocağı, savaşlardan alınan Hristiyan tutsakların bir kısmına muhtelif eğitimlerin verilmesinin ardından Osmanlı sultanını korunması emeliyle oluşturulmuş askeri birliktir. Osmanlıcada çeri asker anlamına gelmektedir. Yeni kurulan askeri birlik olduğundan da bu birliğe yeniçeri denilmiştir. Kapıkulu ocaklarına bağlı bir askeri birliktir. Yeniçeri ocağı kimi kaynaklarda 1328 senesinde Orhan Gazi tarafından kurulduğu söylenmekte olsa da çoğu kaynakta I. Murat tarafında 1363 senesinde Edirne’nin fethinden sonra kurulduğu belirtilmektedir. Yeniçeri ocağı, dünyada çağdaş anlamda kurulmuş olan ilk daimi ordudur. Osmanlı ordusunun piyade kısmının büyük Yeniçeri Ocağı Nedir?çoğunluğunu oluşturan kapıkulu ocaklarının en haysiyetlisidir yeniçeri ocağı. Savaşlarda padişahın bulunduğu merkez kolunda bulunmakta olup ilk vazifeyi padişahı gözetmektir. Katıldıkları ilk savaş 1389 senesinde yapılan I. Kosova Savaşı’dır. Savaş alanlarının ustası olmalarının yanında barış anında İstanbul caddelerinin güvenliğini sağlarlardı. Yeniçeri ocağının reel kuruluş emeli, iktidar eforu olarak iç güvenliğin sağlanması, ayaklanmaların bertaraf edilmesidir. Savaşlarda da bu askeri birlik ikinci tasarıda yakalanmış, lüzum gidişatına göre ileri sürülmüştür.
1363 senesine kadar savaş sırasında alınan tüm tutsaklar askerlere verilirdi. 1363 senesinden itibaren savaşların ardından, Veziriazam Çandarlı Kara Halil Hayrettin Paşa’ya pencik toplama vazifeyi verildi. Buna göre, her beş tutsaktan biri sultanın emrinde bulunacak, sultanı gözetmekle misyonlu yeni bir askeri ordunun kurulmasında kullanılacaktı. Bu kapsamda 8-18 yaş arasında Hristiyan tutsaklar seçilirdi. Alınan tutsaklar ilk olarak Türkçe ve İslam dini ve Türk Aile yapısının öğretilmesi emeliyle Anadolu’nun pek çok köyünde ailelere verilirdi. Türk ailelerinde zorunlu eğitimi almalarının ardından, saray bünyesinde acemi ocağında 8-10 sene arasında süren bir askeri eğitimin bitirerek yeniçeri ocağına alınırlardı. Bu eğitim sistemine devşirme denilirdi. Devşirme sistemi, eskiki Türk-İslam devletlerinde uygulanan gulam sisteminin geliştirilmiş biçimidir. Devşirme sisteminde askeri eğitimin dışında diplomat olarak görevlendirilecek zeki fertlere Enderun’da eğitim verilirdi. Disiplinli etrafta uzun vakit, profesyonel, tesirli bir eğitim verilmesi, yeniçerileri bütün ekipmanlı bir asker haline getirmekteydi. Savaş alanlarında askeri makine olarak görülen yeniçeriler, tüm bedeni çelikle örülmüş şövalyelerin dahi fobili düşü haline gelmişlerdi. Aldıkları eğitimlerde bedenleri sanki nasırlaşmış gibiydi ve ancak çok rakamda ok bedenlerine isabet ettiğinde yıkılabilmekteydiler. Mermerlere vurarak sağlamlaştırdıkları avuçlarıyla düşmana vurduklarında, sanki çelik gürz tesiri yaratarak düşman askerini yere devirebilmekteydiler. Bu biçimde sağlam ve eforlu bedene sahip olmaları dış eforların korkarak yanaşmalarını sağlamaktaydı. Dolayısıyla da yeniçeriler Osmanlı ordusunun savaş alanlarındaki en eforlu kozu olmuştur. Yeniçeriler arkadaşına güven, düşmanına fobi salıyordu. Bu sistem Osmanlı Devleti yükseliş yarıyılında devletin topraklarının genişlemesinde, Türklerin Rumeli’ye yerleşmesi açısında büyük yararları olmuştur.

Acemi Oğlanlar Ocağı

Acemi ocağında yeniçeri adaylarına kılıç kullanma, ok atımı bir hayli alanda eğitim verilirdi. Okçuluk eğitimine, okları uzun mesafelere, istenilen niyetlere, muntazam bir biçimde yollayabilmek emeliyle, kolların kuvvetlendirilmesi için Osmanlıcada çile denilen ok yaylarını sürüklemekle başlarlardı. Yayları germe harekâtını güç olmasından dolayı çile sürüklemek tabirinin de buradan geldiği söylenmektedir. İlk günlerde yayı 50-60 kere germe operasyonu yapılırken bu sayı günden güne çoğalmaktaydı. Yeterince eğitimin ardından yeniçeriler hiç durmadan 300-400 ok atabilecek seviyeye erişmekteydiler. Bunların dışında ellerini kuvvetlendirmek emeliyle mermerlere elleriyle vururlardı. Ayrıca bedenlerini daha sağlam ve emeliyle de güreş yaparlardı. Güreşlerin güçlük seviyesini artırmak için de yağ sürünerek yaparlardı. Yeniçeri Ocağı Nedir?Eğitimler sabah namazıyla başlar, akşama kadar devam ederdi.
Başlangıçta bu biçimde yapılan yeniçeri ocağına asker yetiştirme biçimi zamanla bir hayli farklılığa uğramıştır. Öteki taraftan yeniçerilerin tüm dış eforların fobili düşü olması, savaşlardan galibiyet kazanılmasında büyük rol sahibi olması, yeniçerilerin ordu içindeki rakamlarının artırılmasına yöneltmiştir. Bu sebeple de savaş tutsakları haricinde özellikle balkanlarda bulunan Osmanlı topraklarından yaşayan Hristiyan ailelerin çocukları, bazı koşullara bağlı olmak kaydıyla seçilerek devşirme sistemine alınırdı. Yeniçeri ocağındaki şahısların gidişatının çok iyi olduğu aşinasından tam aileler kendi çocuklarının seçilmesi için sanki birbiriyle yarışırlardı. Bu biçimde, ilk kurulduğunda 1000 bireyden oluşan Yeniçeri ocağı 16. Asrın sonuna kadar tüm ordunun yalnızca %10’unu oluşturuyorken bu sayı zamanla çoğalmıştır. Öyle ki; 1475 senesinde yeniçeri ocağı sadece 6.000 bireyden oluşmaktaydı. Yeniçeriler sayesinde elde edilen galibiyetlerin çoğalması sebebiyle 17. Asrın sonlarından itibaren rakamları çoğaldırılmıştır. Buna bağlı olarak da Yeniçeri ocağı 1568 senesinde 12.790, 1670 senesinde 53.850 bireyden oluşuyordu. Öteki taraftan acemi ocağında 8-10 sene arasında gördükleri eğitim de 1-2 seneye düşürülmüştü. Bu vaziyet yetişen fertlerin daha az eforlu, daha az sağlam yapılı ve daha az mert olmalarına ve asker niteliğinin düşmesine neden olmuştur. Ayrıca yeniçeri ocağındaki asker rakamının çoğaldırılmasının ocak içerisindeki kumpasın bozulmasının esas sebebi olduğu görülmektedir.

Yeniçerilerin Kullandığı Vasıta ve Gereçler

Yeniçerilerin giyimleri, kartal kanat yelek, şalvar, şile bezi gömlek, kuşak, ön tarafıyla beraber arkaya kıvrılmış ve omuzlara kadar inen yatırma ismi verilen kısmı bulunan börk denilen beyaz keçeden başlık, pisi pabucundan oluşmaktaydı. Yeniçeri ağası haricinde hiçbir yeniçeri sakal vazgeçemezdi. Yeniçeriler evlenemezdi. Ocak içerisindeki fertler birbirlerini aile olarak kabul ederlerdi ve birbirlerine kardeş gibi yakınlardı. Ancak ocak içerisindeki kumpasın bozulmasıyla beraber tam askerler sakal vazgeçer olmuş ve konutluluklar başlamıştır.
Yeniçerilerde, silahın buluşuna kadar okçuluk en esas savaş taşıtıydı. Hatta ateşli silahlar ilk buluş edildiği zaman da barutun silaha doldurulup, sıkıştırılıp ateşlenmesi ok atmaya göre daha güç göründüğünden ve dakikada 10 adet ok atabildiklerinden, çoğu yeniçeri ok ile savaşmaya devam etmiştir. Bununla beraber Osmanlı ordusunda ateşli silahları ilk kullanan birlik yeniçerilerdi. Öteki taraftan yakın dövüşte balta kılıç ve yatağan kullanırlardı. Hatta yatağan kılıcı ocağın sembolü olarak görülmekteydi. Sarayı gözetmekle misyonlu olan baltacı olarak öğrenilen yeniçeri bölüğünün uzun saplı baltaları bulunmaktaydı. Günümüzde İstanbul Şişli İlçesine bağlı bir mahalle olan Okmeydanı’nda, Fatih Sultan Mehmet yarıyılından itibaren yeniçerilerin okçuluk, mızrak atma, kılıç kullanma eğitimlerini alması emeliyle eğitim arazisi olarak kullanılmıştır.
Yeniçeri ocağı ve acemi ocağı askerlerine, üç ayda bir ulufe ismi altında ücret ödenirdi. Bu ödemelerin Salı günleri yapılması yasalaştırılmıştır. Ödemeler yemek ziyafetiyle beraber yapılırmış. Yeniçerilerin yemeklerini yeme vaziyeti, ücretten memnuniyetin göstergesiymiş. Şayet yeniçeriler yemeklerini yiyorsa ücretlerinden hoşnut olduğu anlaşılıyormuş. Ağzımızın tadı bozulmasın görüşü ile yemeklerin ardından akide şekeri yenilirmiş.
Yeniçeri ocağında rütbeler ortalara tabur göre tanımlanırdı. Ocakta 196 orta bulunmaktaydı ve bunların hepsi yeniçeri ağasına bağlıydı. 196 ortanın 101’i cemaat, 34’ü sekman, 61’i de Ağa ortaları olarak anılırdı. Sekman ismi verilen ortalar Fatih Sultan Mehmet tarafından emîrlerine karşı çıkan yeniçerilere karşı oluşturulmuştur. Ağa ismi verilen ortalar da II. Beyazıt’ın tahta Yeniçeri Ocağı Nedir?çıkması sırasında sekban ortaların ayaklanması sonucunda kurulmuştur.
Yeniçeri ocağının en üst rütbelisi yeniçeri ağasıydı. Padişahın olmadığı zamanlarda başkumandan vekili olacak kadar yüksek kıdeme sahipti. Yeniçeri ağası aynı zamanda yeniçeri ocağına asker yetiştiren acemi ocağından da mesuldü. Bunlarla beraber, yanında bir kurulla beraber İstanbul caddelerinde gezerek, güvenlik ve asayişi sağlamaktaydı. Dereceleri sancakbeyi seviyesindeydi. Terfi aldıklarında Beylerbeyi veya Kaptan-ı Derya donanma komutanı olabilmekteydiler. 1593 senesine kadar yeniçeri ağalarının azil ve atama operasyonlarını padişah tarafından karar verilirken bu seneden sonra Vezir-i Azamlar karar verirlermiş.
Kumpaslı ücret almaları, kışlalarda yaşamaları, aldıkları ücretin öteki askeri birliklere göre daha yüksek olması, seferlerde öteki askeri birliklere göre daha fazla mükâfat almaları, kendilerine özel sağlık kurumu ve hekimlerin bulunması, öteki askeri sınıflara göre daha ön tasarıda yakalanması yalnızca kendilerine ait stilde üniformaları, millet arasında saygıdeğer yere sahip olmaları, yeniçeri ocağının popülerliğini çoğaldırmaktaydı. Bunların dışında padişahın da 1. ortanın 1. askeri olarak kabul edilmesi, ulufe zamanı yeniçerilerle beraber ücret alması padişahın yeniçerilere daha yakın olduğunu göstermekteydi.
Köleliğin Müslümanlara uygulanması günah sayılmaktaydı. Yeniçeri ocağı da Hristiyan kölelerin eğitilmesi ile oluşturulduğundan ilk başlarda ocağa Müslümanlar alınmıyordu. Ancak, yeniçeri ocağının imkânlarının iyi olması Müslümanların ocağa girme arzlarını artırmıştır. Dolayısıyla IV. Mehmet yarıyılında, 1658 senesinden itibaren ise Hristiyanların haricinde Türk ve Müslüman gençler de ocağa alınmaya başlanmıştır.

Yeniçeri Ocağının Ehemmiyetini Yitirmesi

Zamanla yeniçeri ocağı tüm ehemmiyetini yitirmiş ve istenilenin dışında, istedikleri gibi hareket etmeye başlamışlardır. İstemedikleri bir vaziyet karşısında ayaklanmalar çıkararak istediklerini kabul ettirmişlerdir. Böyle bir vaziyette de padişahın kararından ziyade yeniçerilerin kararları uygulanır olmuştur. İlk kurulduğunda ocak devlet içindir kavrayışı yerini devlet ocak içindir kavrayışı almaya başlamış ve devlet içerisinde devlet edasıyla hareket ediyorlarmış. Savaşmadan, savaş alanlarını terk edip, üstüne üstlük savaş alanında galibiyet göstermiş gibi defineden hisse istemekteydiler. Bu vaziyet, her an patlayabilecek bir bombayla hareket ediliyormuş gibi idarede her bir kararın korkularak alınmasına neden olmuştur. İsteklerine uygun kararlar almayan devlet adamlarını ve hatta padişahları infaz etmekteydiler. Hatta, yapmak istediği yenilikleri sevmeyen yeniçeriler, Genç Osman’ı Yedikule zindanlarında boğarak katletmişlerdir. Yaptıkları yalnızca devlet idaresiyle hudutlu kalmamış, freni patlamış kamyon gibi hareket eden yeniçeriler, milletin canına ve mülküne hasar veriyor, ulustan legal olmayan ödentiler topluyor, ilmiye sınıfındaki şahıslara hakaret eder olmuşlardır.
Yeniçeriler ile baş edebilmek emeliyle orduda ıslahat etmek isteyen III. Selim batı stilinde, Nizam-ı Cedit ismi verilecek bir ordu kurulması için çalışmalara başlamıştı. Bu sırada başka orduların kurulması emeliyle defineden para tüketildiğini dinleyen yeniçeriler III. Selim’i tahttan indirerek yerine IV. Mustafa’yı tahtta çıkarmışlardır. Daha sonra, taht gayreti verebileceği görüşüyle de III. Selim’i öldürmüşlerdir. Nizam-ı Cedit ordusunu destekleyen Tuna Cephesi Komutanı ve Ruscuk Ayanı vali Alemdar Mustafa Paşa, III. Selim’in amcasının oğlu Şehzade Mahmut’u yeniçerilerin katletmesinde kurtarmış ve bir süre sonra IV. Mustafa yerine tahtta çıkarmayı sağlamıştır.
II. Mahmut, bir yandan yeniçeri ocağını kapatmak istiyordu ancak kendisinden evvel ocağı kapatmak isteyen veya bunun için çalışma yapanların yeniçeriler tarafından öldürüldüğünü bildiğinden ihtiyatlı davranıyordu. II. Mahmut yeniçeri ocağına disiplin getirilmesi emeliyle eşkinci ismiyle yeni bir askeri sınıf kurmak istiyordu. Ancak, bu mevzuda eğitim almak istemeyen yeniçeriler ayaklanarak Veziriazam Selim Paşanın sarayını Bab-ı Ali basıp 6000 kese altın almışlardır. Bu olay kadehi taşıran son damla olmuştur. Yeniçerilerin yaptıkları tutumlarla sıkılan millet ve ilmiye sınıfını bu olay sonrasında her şeyi göze alarak saray ile beraber hareket etmeye karar vermişleridir.
Milletin ve saray idaresinin yeniçeri ocağını kapatılması istikametinde hemfikir olduğu böyle bir yarıyılda vezirler, din adamları, humbaracılar, lağımcılar, donanma tayfayı ve yeniçeri ocağı dışındaki öteki askeri birlikler, Veziriazam Selim Paşa tarafından bayrak altında bir araya gelerek ocakla savaşma kararı alınmıştır. Bununla beraber tüm devlet memurları, yeniçeriler sebebiyle zati canından bezmiş olan ulusu, çaba için bayrak altında bir araya gelmeye davet etti. Buna karşı yeniçeri tellalları ocak severleri ayaklanmaya davet etseler de ulusun birlik ve beraberliğine karşı koyamamışlardır. Hamlenin başlamasının ardından At Alanı kışlasına sığınan yeniçerilere karşı Veziriazam Selim Paşa ve etrafındakiler alanın çevresini sararak alan kışlasını top ateşini yakaladılar. Kışlanın kapısının kırılmasından sonra Selim Paşa ve çevresindekiler kışla içine girince yeniçeriler bu sefer kışla ve dergaha sığındılar. Birkaç saate kadar da kışla içerisindeki yeniçeriler ile beraber yakılıp devrildi. Bu vakaların ardından 6.000 yeniçeri öldürüldü, 20.000 yeniçeri sürgüne sevk edildi ve II. Mahmut’un yayınladığı bir fermanla 1826 senesinde yeniçeri ocağı kapatılmıştır. Bu olay, Hadise-i Hayriye hayırlı olay ismiyle öğrenilmektedir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

maltepe escort ataşehir escort idealtepe escort anadolu yakası escort kadıköy escort bostancı escort pendik escort ataşehir escort şişli escort göztepe escort pendik escort kartal escort bostancı escort erenköy escort maltepe escort pendik escort bostancı escort ümraniye escort şerifali escort kartal escort maltepe escort tuzla escort pendik escort anadolu yakası escort acıbadem escort ümraniye escort escort bayan maltepe escort ümraniye escort ataşehir escort kadıköy eskort pendik eskort ataşehir escort ümraniye escort kadıköy escort escort bayan maltepe escort sex hikaye yeni seks hikaye gerçek sex hikaye sex hikaye seks hikayeleri sex hikayesi gerçek sex hikayeleri